1586371995
ŞİİRLER-OSMAN DURU

Advertise on podcast: ŞİİRLER-OSMAN DURU

Categories
Country
Turkey
This podcast has
28 episodes
Language
Turkish
Publisher
Osman Duru
Explicit
No
Date created
2021/09/17
Latest episode
2023/12/13
Average duration
4 min.
Release period
72 days

Description

Şiir… Sesle anlam arasında o uzayıp giden kararsızlık! instagram:@osmanduru_ youtube:https://www.youtube.com/channel/UCXTFS0tdQ1cTDs3JQ_0o-lA

Unlock ŞİİRLER-OSMAN DURU podcast Email contact info,
Listeners & Audience details

Email contact information

Direct podcast contact details

Listeners

Audience numbers & engagement insights

Audience details

Podcast Insights

Podcast episodes

Check latest episodes from ŞİİRLER-OSMAN DURU podcast


Attilâ İlhan-Üçüncü Şahsın Şiiri
2023/12/13
Youtube kanalıma davetlisiniz:) https://www.youtube.com/watch?v=5NomDHj0AHU instagram:@osmanduru_
Han-ı Yağma-Tevfik Fikret
2022/02/09
Bu sofracık, efendiler –ki bekler yutulmayı Huzurunuzda titriyor –şu ulusun hayatıdır Ulusun ki acılı, ulusun ki eşiğinde ölümün! Ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır… Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin, Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin! Efendiler pek açsınız besbelli yüzünüzden; Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir? Şu doyumcu sofra, bakın gelişinizle övünçlü! Hakkıdır kutsal savaşınızın, evet, o hak da elde bir… Yiyin, efendiler yiyin; bu iç şenliği sofra sizin, Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin… Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say: Soy sop, şeref, gösteriş, oyun, düğün, konak, saray, Tüm sizindir efendiler, konak, saray, gelin, alay; Tüm sizindir, tüm sizindir, hazır hazır, kolay kolay… Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin, Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin! Büyüklüğün sindirimi biraz ağır olsa da yok zarar, Görkemli yüceliği, öç alıcı sevinci var, Bu sofra gönül almanızdan böyle ısınır ve ışıldar. Sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar… Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin, Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin! Verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını, Varlığını, hayatını, umudunu, hayalini, Tüm olanca rahatını, olanca gönül balını, Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini… Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin, Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin! Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak! Bugünkü mideler sağlam, bugünkü çorbalar sıcak; Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak… Yiyin, efendiler yiyin; bu cümbüşlü sofra sizin; Doyuncaya,tıksırıncaya,patlayıncaya kadar yiyin!
Gözlerinde Umut Olan Bir Adam
2022/02/07
 bir adam, gözlerinde umut olan...
Hikaye-Cahit Külebi
2022/01/31
.
İz-Birhan Keskin
2022/01/18
Acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma, o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili, orada benden savrulan parçalar kurusa da, izleri var hâlâ yolun kenarında. İzini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın. Acıyla, geçtiğim yoldan geçiyorsun, ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin. Ne zamandı bilmiyorum, yaşadıklarından sana kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun yerde fırtına koparan korku, kendi sarmalında döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun. Şimdi, acının ormanından geçiyorsun her şey bir daha kanasa da ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben. Geç meleğim, senin de şarkıların olsun içindeki telleri titreten.
Vatan Haini-Nazım Hikmet
2022/01/13
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt            hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,                             ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Senin Adın Kavuşmak Olsun-Sabahattin Ali
2021/11/27
“Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin Haykırışlarla çağlarken yüreğim durgun limanımdın Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun Fırtınalarda yolunu kaybeden gemi misali Rotasız ve pusulasız kalmışken yüreğim Ve hoyratça savrulurken bir limandan bir limana Teslim olmuşken kaderine Apansız sana rastladım o limanda Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun.. Bakmaya kıyamazken gözlerine Tutmaya cesaret edemezken ellerini. Ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde Sessiz bir haykırıştı yüreğim Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun. Son bahar yaprakları dökülürken içimden Hazanı yasarken bahar kokulu sabahlar da Yüreğim üşürdü gözlerimden sel olup akan yağmurda Sırıl sıklam ıslanırken ruhum Solmuştu bahçemde ki tüm güller Sen o bahçemdeki açan tek güldün Sen adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun. Dağ çiçeğim yaban gülüm asi sevdam. Saçının bir teline bir ömür adadığım Gözündeki bir damla yaşına şehirleri yaktığım İsyanım feryadım kavuşulmazım Sen vazgeçemeyeceğim yasaklım Sen adını koyamadığım Senin adın kavuşmak olsun. Sen benim yanı başımdaki uzağım Sen benim uzağımdaki en yakınım Dokunmam yasak sevmem yasak Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak Sen adını koyamadığım Senin adın kavuşmak olsun. Sisli bir gecede ses olup da gel Bir sonbahar gününde yağmur olup da gel Soğuk bir kış gününde rüzgar olup da gel Ilık bir yaz gecesinde düş olup da gel sen bana yasaklarından sıyrılıp da gel Sen adını koyamadığım Senin adın kavuşmak olsun. Bir gün gelirde tutarsam ellerini Bakarsam gözlerine sevgi dolu Doğarsa sende yeniden bu beden Ve o gün verirsem şayet son nefesimi Ölmeden haykırmak isterim son bir kez Sen adını koyamadığım sen yaban gülüm sen dağ çiçeğim sen ruhu revanım sen yaşama sevincim yasaklım adı bende saklım senin adın kavuşmak olsun senin adın senin adın seviyorum olsun seviyorum olsun seni seviyorum, seni seviyorum”
Yaşamaya Dair-Nazım Hikmet
2021/11/09
Yaşamak şakaya gelmez, Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın Bir sincap gibi meselâ, Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, Yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, Hem de o derecede, öylesine ki, Meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, Yahut kocaman gözlüklerin, Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda Insanlar için ölebileceksin, Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, Hem de en güzel en gerçek şeyin Yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, Yaşamak yani ağır bastığından. Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, Yani, artık o beyaz masadan hiç kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini Biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, Hava yağmurlu mu diye bakacağız pencereden, Yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz En son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, Diyelim ki, cephedeyiz. Orda daha ilk hücumda, daha o gün Yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, Fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz Belki de yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki, hapisteyiz, Yaşımız da elliye yakın, Daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Biz yine de dışarıyla beraber yaşayacağız, Insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla Yani, duvarın arkasındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerde olursak olalım Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... Bu dünya soğuyacak, Yıldızların arasında bir yıldız, Hem de en ufacıklarından, Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, Bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde, Hattâ ölü bir bulut Yahut bir buz yığını gibi de değil, Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden acısı çekilecek bunun, Duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için...
Yazmam Daha Aşk Şiiri-Cemal Süreya
2021/11/05
Oydu bir bakışta tanıdım onu Kuşlar bakımından uçarı Çocuk tutumuyla beklenmedik Uzatmış ay aydınlık karanlığıma Nerden uzatmışsa tenha boynunu Dünyanın en güzel kadını oydu Saçlarını tarasa baştan başa rumeli Otursa ama hiç oturmaz ki Kan kadını rüzgardı atların Hep andım ne yaşanır olduğunu En çok neresi mi ağzıydı elbet Bütün duyarlıklara ayarlı Öpüşlerin türlüsünden elhamra Sınırsız denizinde çarşafların Bir gider bir gelirdi işlek ağzı Ah şimdi benim gözlerim Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor Bir kadın gömleği üstümde Günün maviliği ondan Gecenin horozu ondan İlk evliliğinden sonra ikinci evliliğini Zuhal Tekkanat’la, üçüncü evliliğini Güngör Demiray’la yapar, ondan ayrıldıktan kısa bir süre sonra tekrar Zuhal Tekkanat’la birlikte olur (tabii bu evliliklerin arasında sayısız gönül macerası, evlilikten dönen nişanlılıklar da vardır) ve bunlardan sonra Cemal Süreya Birsen Sağnak’la evlenir. işte bu şiir Birsen hanım için yazılmıştır.
Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni-Nazım Hikmet
2021/10/31
Ne güzel şey hatırlamak seni: ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni: bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti... Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti: kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık... Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair, hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek: filanca gün, filanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya... Ne güzel şey hatırlamak seni. Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine: bir çekmece bir yüzük, Ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım. Ve hemen fırlayarak yerimden penceremde demirlere yapışarak hürriyetin sütbeyaz maviliğinde sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım... Ne güzel şey hatırlamak seni: Ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Kıyıdaki Elmaya Bir Ses - Turgut Uyar
2021/10/25
Ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra,  Bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra.  Hatırla, denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık,  Bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra.  Bir kıyı ikindisiyle, bir elma öyle kendiliğinden,  Büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra.  Bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama  Elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra.  Bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir,  Elbet küfelerle, sandıklarla, hüzünlerle ardı sıra.  Ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut,  Yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına.  Ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla,  Tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra.  Elmanın topraktan süzdüğü, gemilerin denizlerde gezdiği  Bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura.  Neydi, ne doğruydu, nerden vardık, yakışmıyor konuşmak bize,  Öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara.  Ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın,  Bizim babalarımız neden ölürlerdi, hatırla sıra sıra.  Bu söylediğim iyi bir şarkıdır, elle bile hatırlanır,  Yani su, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra.  Yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar  Ama yenilmezler artık buluştukları sıra.
Masa-Osman Duru
2021/10/18
Eser ve yorum bana aittir.

Podcast reviews

Read ŞİİRLER-OSMAN DURU podcast reviews


0 out of 5
0 reviews

Podcast sponsorship advertising

Start advertising on ŞİİRLER-OSMAN DURU relevant audience podcasts


What do you want to promote?