1370401350
Mehmet Baba'nın Gül Bahçesi

Advertise on podcast: Mehmet Baba'nın Gül Bahçesi

Categories
Country
United States
This podcast has
195 episodes
Language
Turkish
Publisher
Ahmet Sani
Explicit
No
Date created
2018/04/10
Latest episode
2026/04/15
Average duration
4 min.
Release period
10 days

Description

Mehmet Baba Hz.leri Adına Yazılmış Ve Dergâhta Okunan İlahi, Kaside Ve Şiirleri İçerir...

Unlock Mehmet Baba'nın Gül Bahçesi podcast Email contact info,
Listeners & Audience details

Email contact information

Direct podcast contact details

Listeners

Audience numbers & engagement insights

Audience details

Podcast Insights

Podcast episodes

Check latest episodes from Mehmet Baba'nın Gül Bahçesi podcast


Selâm Ya Mehmet Baba
2026/04/15
Gece gündüz seni ben Zikrederim ebeden, Adın düşmez dilimden, Daim, ya Mehmet Baba. *** Cümle Mehmetzâdenin, Senin her bir dervişin, Dahi geçmiş gelmişin; Sevdim ya, Mehmet Baba *** Koyup başıma tacı, Seyredince mirac’ı, Saydılar beni hacı, Bildim, ya Mehmet Baba. *** Seni baş tac ederler, Seni candan sevenler, Ölmez o cân bedenler, Hemdem, ya Mehmet Baba. *** Gül yüzünü görenler, Görüp Hakk’a erenler, Bir de güller derenler, Gördüm, ya Mehmet Baba. *** Seni seven her kişi, Siler günah geçmişi, Elbet rast gider işi, Her dem ya Mehmet Baba. *** Seni sevdim seveli, Oldum divâne deli, Sen bu elden gideli, Yandım, ya Mehmet Baba. *** Bu gönüller davranır, Kul Ahmed’in davranır, Binlercesi toplanır, Salâvatlar yollanır Selâm, ya Mehmet Baba.
Bir Aşk Hikâyesi
2026/04/13
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, zaman zaman içinde; orta yaşlarda bir adam ile kendi yaşına, boyuna boyuna, huyuna huyuna, suyuna suyuna uygun bir eşi varmış. Ağrısız başı, kaygısız işi varmış. Gül gibi geçinip giderlermiş. Böyle giderlerken, günlerden bir gün o huzurlu evlerine aniden bir karabasan çöküvermiş. Adamın ocağına sanki incir ağacı dikilmiş. Adama ölüm meleği çıkagelmiş: “Senin bu dünyadaki ömrün bitti. Canını almaya geldim.” demiş. Adam bir anda ne yapacağını şaşırmış. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. Bir an bocalamış, sonra kendine gelmiş. Ölüm meleğine demiş ki: “Etme, eyleme! Ben daha gencim, bu dünyadan murat almadım. Oğlan evermedim, kız çıkarmadım. Onların mürüvvetlerini görmedim. Sen bana nasıl kıyıp da canımı alırsın?” Ölüm meleği: “Bu yazı böyle yazılmış. Ben ne yapabilirim ki? Benim elimden bir şey gelmez. Alırım senin canını, benim görevim bu.” demiş. Adam ne kadar yalvarsa da nafile. Bilir ama can bu… Yine de bir faydası olur diye bir teklif sunmuş ölüm meleğine: “Ben kendi canımın yerine bir can bulayım, onu al; benim canımı alma.” Ölüm meleği canı alacaktır ama adam yalvarıp yakarmış. Sonunda ölüm meleği dayanamayarak: “Peki,” demiş, “ama Allah’a bir sorayım. Kabul ederse olur.” Ölüm meleği yüce kata çıkmış, utana sıkıla Cenab-ı Allah’a durumu anlatmış. Allah da: “Yerine bir can bulursa olur.” demiş. Hikâye bu ya… Ölüm meleği tekrar adama gelmiş: “Yüce Allah senin isteğini kabul etti. Yerine bir can getir, senin yerine onun canını alayım.” Adamda bir sevinç, bir sevinç… Şöyle düşünmüş: “Anam bana hep derdi ki: ‘Oğlum, sana canım kurban.’ Anam dünya muradını aldı; oğlan everdi, kız çıkardı, torun torba sahibi oldu. Anam bana canını seve seve verir. Anam bana canını vermeyecek de kime verecek?” Gideyim anamdan canımın yerine can isteyeyim, demiş. Varır anasının yanına. Bir kaba koyup anlatamaz derdini ama içi de rahat değildir. Anası bir sıkıntı olduğunu fark eder ve sorar: “Ey benim yiğitler yiğidi oğulcağızım, gönlümün nuru, gözümün süruru oğulcağızım… Sanki senin bir derdin var. Bu güne kadar seni hiç böyle sıkıntılı görmemiştim. Anan sana kurban olsun. Derdin neyse söyle, derman olayım. Uğruna başlar koyayım. Söyle oğlum, derdin nedir?” Adam bu sözleri duyunca cesaretlenir, olanı biteni anlatır ve der ki: “Güzeller güzeli anam, beni dokuz ay karnında taşıyıp da ‘of’ bile demeyen anam… Şimdi sen bana canını ver; ölüm meleği senin canını alsın. Ben daha gencim. Bu dünyadan murat almadım. Oğlan everip kız çıkarmadım, torun torba sahibi olmadım. Ben de murat alayım, ana.” Anası der ki: “Oğlum, can aziz, can tatlı… Ben sana canımı veremem. Bilirsin, baban seni çok sever. Git, ondan iste; belki o sana canını verir.” Adam yıkılır. Başından aşağı kaynar sular dökülür. Bir umut kaplar içini: “Babam bana hep ‘Güzel oğlum, yiğit oğlum, civanın civanmerti oğlum, başımın tacı oğlum.’ derdi. Ona varayım, belki o verir. Babam bana canını vermeyecek de kime verecek?” Koşar, babasına varır. Baştan sona anlatır: “Güzel babam, yiğit babam, bu obanın hatırı sayılır ağası babam… Bana canını ver; ölüm meleği senin canını alsın. Ben daha gencim, murat almadım. Oğlan everip kız çıkarmadım. Ben de murat alayım.” Babası: “Güzel oğlum, yiğit oğlum… Can aziz, can tatlı. Ben sana can veremem. Dayın seni çok sever, git ona.” der. Adam babasından da aynı cevabı alınca daha da yıkılır. Yine de bir umutla dayısına, halasına, teyzesine, ablasına, abisine; kendisini sevdiğini söyleyen ne kadar akrabası varsa hepsine gider. Hepsinden aynı cevabı alır: “Can aziz, can tatlı; ben sana canımı veremem.” Artık gidecek kimse kalmayınca: “Bari eşimle, çoluk çocuğumla helalleşeyim.” diyerek eve döner. Eve dönünce eşi onun hâlinden hoşlanmaz ve sorar: “Hayırdır beyim? Göz açıp gördüğüm, gönül verip sevdiğim, hanlar hanı beyim… Bu ne hâl? Seni hiç böyle görmemiştim. Söyle, derdine derman olayım.” Adam anlatmak istemez ama eşi ısrar edince anlatır ve der ki:
Bahri Cemâlinden Hak görünür Hak
2026/04/11
Bahri Kemâlinden akan nûra bak, Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak. Bu dünya ehlinde bir benzerin yok, Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak. ***** Seyretmek isteyen hem beri gelsin, Seyreden cânların hep yüzü gülsün, Nûrunun şavkından tüm nurlar sönsün, Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak. ***** Ezelden beridir bu böyledir yâr, Herkesler bilir ki bu sende hep var, İnanmayan gafil, çık Allah’a sor, Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak. ***** Geceleri gezer, seyran edersin, Nice gönülleri üryan edersin, Hak ile konuşur, bayram edersin, Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak. ***** Ah, bu gönül seni ezelden bilir, Ezelden beridir o seni tanır, Kul Ahmed’in seni ezelden bilir, Ezelden beridir o seni tanır. Bir ben değil yâr, yâr, her bir kes görür, Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak.
Ah Bu Gönül Aynasından
2026/03/31
Ah, bu gönül aynasından gerçekleri görenler, Sıra sıra gerçekleri bu pazara serenler, Bu terazi başkadır yâr, her bir kesler bilmezler; Ne alınır ne satılır, bazıları görmezler. ***** Gece gündüz bühtan edip herkeslere gülenler, Türlü türlü yalan dolan her bir sözü diyenler, Bilmezler mi Allah vardır, hep iftira edenler; Bir gün olur, başa gelir, feryat figan ederler. ***** Bezirgânlar veresiye her bir şeyler satarlar, Başıboşlar sürüsüne kalabalık katarlar, Başıbozuk sürüsüne kalabalık katarlar, Dehşetengiz hengâmede eriyip de giderler; Satıp ömür sermayesin, her gün iflas ederler. ***** Be hey gönül, sen onlara sakın pabuç bırakma, Böyle gafil işgüzâra takılıp da yorulma, Körükleyip ateşleri azdırana aldırma, Varsın yansın o yangınlar, bakıp bakıp darlanma. ***** Ah, bu gönül elbet bilir bu âlemde gezeni, Kul Ahmed de elbet bilir bu âlemde gezeni. Kimler kimdir, kim nasıldır, ezileni, ezeni, Yüce Allah nasip etmiş bu kuluna ezelî; Böyle gelmiş, böyle gider, budur Hakk’ın düzeni.
Gözün Aydın
2026/03/07
Gece gündüz hep isterdin, Gelsin diye yol gözlerdin İşte artık o hep senin Gözün aydın ey kardeşim Gökyüzüne ulaşırsın Sema sema dolaşırsın Oraları arşın arşın Bilirsin sen hey kardeşim. Bugün bitti, yanına bak Sana vermiş ol yüce Hak Tamamlamış sende elhak Tüm nurunu be kardeşim. Senin kapın gelenlere Seni İmam bilenlere Ahmet diye ölenlere Cân olasın can kardeşim. Sarı sıcak soğuk yaman Nevbaharda koca orman Dağı taşı gezen çoban. Bilmez mi hiç ey kardeşim Hakk'tan gelir kalem yazar Ah bu gönül nasıl bozar İşte meydan, işte pazar Yazan varsa yaz kardeşim. Hakk'tan gelir kalem yazar Kul Ahmed'in nasıl bozar İşte meydan, işte pazar Yazan varsa yaz kardeşim.
Gözün Aydın
2026/03/05
Gece gündüz hep isterdin, Gelsin diye yol gözlerdin İşte artık o hep senin Gözün aydın ey kardeşim *** Gökyüzüne ulaşırsın Sema sema dolaşırsın Oraları arşın arşın Bilirsin sen hey kardeşim. ** Bugün bitti, yanına bak Sana vermiş ol yüce Hak Tamamlamış sende elhak Tüm nurunu be kardeşim. *** Senin kapın gelenlere Seni İmam bilenlere Ahmet diye ölenlere Cân olasın can kardeşim. *** Sarı sıcak soğuk yaman Nevbaharda koca orman Dağı taşı gezen çoban. Bilmez mi hiç ey kardeşim **** Hakk'tan gelir kalem yazar Ah bu gönül nasıl bozar İşte meydan, işte pazar Yazan varsa yaz kardeşim. *** Hakk'tan gelir kalem yazar Kul Ahmed'in nasıl bozar İşte meydan, işte pazar Yazan varsa yaz kardeşim.
Var
2026/02/13
Sabredesin ey cân gönül, Bugünün bir yarını var. Bilmezler mi, eden bulur? Gören, bilen bir Allah var. *** Bugün böyle, yarın bakın; Bu gücüne aldanmasın. Büyüklenme, aman sakın, Hüküm süren kimde ne var? *** İnsan bakar: “Ben ne idim, Bu âlemde tek mâliktim. Her bir şeye sahip idim,” Bakmaz mısın, elde ne var? *** Şimdi, şu an sende ne var? Ne arkadaş ne de dost var; Ne bir saray, ne de post var. Bitti, gitti… Elde ne var?
Biz Bu Gönül Bahçesinde
2026/02/05
Biz bu gönül bahçesinde 🌹 alırız, 🌹 satarız, Burda 🌹ün ömrü bitmez, gözümüz gibi bakarız. Biz severiz kırmızı 🌹, kırmızı 🌹e hayranız, Geylânî’nin 🌹üdür o, biz O’nun gibi kokarız. 🌹 🌹 🌹 Geylânî’den bize gelen o saf aşkın mirasıdır, Gönülden gönüle taşan yüce nurun ırmağıdır. Bu ırmakta yüzenlere Geylânî’nin hırkasıdır, Mehmet Baba verdi bize, o 🌹 bize armağandır. 🌹 🌹 🌹 Ah, bu gönül böyle yazar; kimler bakar, kimler okur, Kul Ahmed’in böyle yazar; kimler bakar, kimler okur. 🌹 kokanlar bilir misin,🌹ün 🌹e nazı geçer, Tasalanma canım benim, naz çekenler büyük olur. Dû cihânda hem bizlere himmetleri elbet çoktur.
Ah Bu Gönül Aynasından
2026/02/02
Ah bu gönül aynasından gerçekleri görenler, Sıra sıra gerçekleri, bu pazara serenler Bu terazi başkadır yâr, her bir kesler bilmezler Ne alınır ne satılır, bazıları görmezler. Gece gündüz bühtan edip herkeslere gülenler; Türlü türlü yalan dolan, her bir sözü diyenler, Bilmezler mi Allah vardır, hep iftira edenler Satıp ömür sermayesin, bugün iflas ederler.
Bak Gör İşte
2026/01/31
Bak gör işte böyle kalmaz Böyle terse devran dönmez Bin yıl geçse bu gül solmaz Gafiller hiç kıymet bilmez. Bugün artık bayram günü Unutasın acı dünü Hak yoluna tünü günü Harcıyasın her öğünü. Hak bildiğin yoldan dönme Ah be gönlüm tasalanma Hiç kendini yalnız sanma Yanındadır Hak daima. Hak bildiğin yoldan dönme Ahmet gülüm tasalanma Hiç kendini yalnız sanma Yanındadır Hak daima. Tünü günü=Gece gündüz.
Zafer
2026/01/07
Kazandın sonunda, kocaman bir zafer; Bunu coşkuyla kutla sen bu sefer. Sana gelmediyse düşmanların eğer, Oturup ağlama, belli sardı keder. Çok pişman olanlar gönderip saraya Hatırlı dostları koyarlar araya. Kapının önünde girerler sıraya; Onların yüzleri dönmüş bak karaya. Bazıları bilir, hiç bilmezden gelir; Akan sel önünde gözyaşını siler. Bazıları bilmez, sana kıs kıs güler; Onlar da sonunda mağfireti diler. Af dilemeyenler gayya kuyulara Dolsunlar da hemen, sen de it bunları. Gözyaşı döküp de şu ağlayanları Var ey gönül, sen de bağışla onları. Ey Ahmed’im, sen de bağışla onları.
Seccademin Üstünde
2025/12/10
Sarılırım Allah’a, divanına durunca; Unuturum her şeyi huzuruna varınca. Ateş basar yüreğim böyle huzur bulunca; Âlemler geziyorum seccademin üstünde. Gece ve gündüz herdem, ateşiyle yanarım Yazın kışın daima, Yüce Hakk'ı anarım Bir elimde kâğıdım, bir elimde kalemim, Hâlimi yazıyorum, seccademin üstünde Bir gün olur gülersin, ah bu gönül ağlama, Bir gün olur gülersin, Kul Ahmed'im ağlama, Ciğerini köz edip, para pare dağlama Elbet güneş doğacak, karaları bağlama Biliyor, seziyorum, seccademin üstünde
Masal
2025/12/10
Masal Sen şimdi onları masal sanırsın. Emele ulaşmaz, geri kalırsın. İşine bakarsan menzil alırsın. Her dem her dem çalış huzur bulursun. Amacına ulaş sen bir an önce. Hayretlere kalıp seni görünce İnanamasınlar, ömürlerince. Layık olduk artık biz bu sevince. Bir daha bir daha dönmez bu devran. Şimdi Yüce Hakk’ı edelim seyran. Sana cümle âlem kalsında hayran. Hep geride kalsın, hicranla hüsran. Kul Ahmed’im sende hep kıvanasın. Allah Allah diye daim yanasın. İhvanlara yaz güz kanat geresin. Sonsuz merhametle, önder olasın. Kaderinde varmış, düştün bu yola. Hayırlı, mübarek, uğurlu ola. Sana inananlar ber murad ola. İnanmayanlarda gayya’ya dola İnanmayanlarda çukura dola
Her Yerlerde
2025/12/10
Her Yerlerde Her Dem Her yerlerde herdem, karşı gelenler Şimdi koşa koşa, sana gelirler. Senin sözün emir, şimdi bilirler Kıymayasın zahir, sonra ölürler. Bilmezlerdi senin emir olduğun Bilenler de etti acı bir oyun. Kendileri bir kurt, sanki sen koyun Hakk’ın kapısından, döndü bu oyun. Şu canın yansada, sen hep sabreyle Bunlar gelir geçer, Hakk yardımıyla Anlatırsın Mehmet Baba diliyle, Geçinip gidesin, kötü iyiyle. Sözüm sizedir ey, canım ihvanlar Sürüden kopmayın, sevgili cânlar. Bak kapıda bekler, kurtlar sırtlanlar Gelir kapar sizi, vahşi hayvanlar. Ah bu gönlüm gönlüm sen benim canım Ahmet’im Ahmet’im, sen benim canım Canımdan ötesin, canda cânânım. Sana düşman olan, benim düşmanım Eğer demediyse, çokça pişmanım.
Salavatın Faydaları
2025/12/03
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen). Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin

Podcast reviews

Read Mehmet Baba'nın Gül Bahçesi podcast reviews


0 out of 5
0 reviews

Podcast sponsorship advertising

Start advertising on Mehmet Baba'nın Gül Bahçesi relevant audience podcasts


What do you want to promote?