
Advertise on podcast: Kerem Önder
This podcast has
548 episodes
Language
TurkishPublisher
Kerem ÖnderExplicit
Yes
Date created
2019/10/22
Latest episode
2026/10/20
Average duration
44 min.
Release period
11 days
Description
Kerem Önder Hocamızın bağımlılık yapan üslûbuyla, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Akâid, Siyer ve Tasavvuf gibi İslam ilimlerinin özetini, bu kanalda hiç sıkılmadan ve zorlanmadan hızlı bir şekilde öğrenecek ve hayatınıza tatbik etmekle kalmayıp etrafınızdaki insanlara da kolayca aktarabileceksiniz. "Sizden hiç bir ücret istemeyenlere tâbi olun. Onlar, hidayete erdirilmişlerdir." ayeti gereğince sohbet videolarımızı, ücret talep etmemek kaydıyla istediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. (Yasin 21) Tebliğ niyetiyle tanıdığınız herkese kanalımızı tavsiye edin. Çünkü: "Kim, iyi bir işe aracılık ederse, onun d
Unlock Kerem Önder podcast Email contact info,
Listeners & Audience details
Email contact information
Direct podcast contact details

Listeners
Audience numbers & engagement insights

Audience details
Podcast Insights

Podcast episodes
Check latest episodes from Kerem Önder podcast
İlim öğrenme sıralaması? - Mektubat 177 / Kerem Önder
2026/10/20
177. Bu mektûb, Cemâleddîn Hüseyn-i Bedahşîye yazılmışdır. İ’tikâdı, Ehl-i sünnet i’tikâdına göre düzeltmek lâzım olduğu bildirilmekdedir: Hâce Cemâleddîn-i Hüseyn, gençlik zemânını büyük ni’met biliniz! Elden geldiği kadar, bu zemânı, Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmakla geçiriniz! Bunun için de, herşeyden önce, i’tikâdı, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine göre düzeltmek lâzımdır. İkinci olarak fıkh bilgisini öğrenmeli ve işleri, bu bilgiye uygun yapmalıdır. Ancak bunlardan sonra, tesavvuf yolunda ilerlemeğe sıra gelir. Bunları yapabilen, felâketlerden kurtulur. Yapmıyanlar kurtulamaz. Hâce Muhammed Sâlihin çocuklarına yardım ediniz! Onlara yardım, babalarına yardım demekdir. Fârisî mısra’ tercemesi: Aranılan hazîneyi gösterdim sana! Vesselam” “Gençlerinizin en hayırlısı, (sefahetten uzak durmakta ve temkinli davranmakta) ihtiyarlara benzeyendir. Yaşlılarınızın en fenası ise, (başını gaflete sokmakta ve nefsinin arzularına uymakta) gençler gibi yaşayandır.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, 10/270; İbn Hacer, el-Metalibu’l-Aliye, 3/3) "Allah (cc), gayri meşru şehvet peşinde olmayan genci pek beğenir." (Müsned, 4/151) "Resûlüllah (asm) gençlerin yanına vardı ve şöyle dedi: “Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan alı kor; iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun. Çünkü (oruç), cinsî arzuyu azaltır." (Müslim, Nikâh 1) "Bir genç yaşlı bir insana yaşlılığından dolayı ikramda bulunursa, yaşlandığı zaman kendisine ikramda bulunacak bir kimseyi Allah (cc) ona musahhar kılar." (Tirmizi, Birr 75) “İnsanlar içinde Yüce Allah’ın en sevdiği kimse, kötülükleri terk edip, iyiliklere yönelen gençtir.” (Ebu Davut, Salât, 26) Önce şu günahları terk edeyim sonra namaza başlarım sözü şeytanın propagandasıdır. Şeytan usta bir siyasetçidir tam bir manipülasyon ustasıdır kendi fikirlerini senin fikirlerinmiş gibi hayata geçirtir. Terk et sonra namaza başlarsın der ama insan günahsız olmaz ki. Biz insanız hem namaz kılarız hem günaha düşeriz bir peygamber gibi korumuş değiliz. Neden Muhammed aleyhisselam şöyle diyor iki farz namazı arası tüm küçük günahları siler. İki umre arası tüm günahları siler iki cuma namazı arası tüm günahları siler. İki cumayı kılan günah işlemekten korunur demiyor Resulullah aleyhisselam. Günaha düşersin diyor ama bunları sildirmek için namaz kılacaksın diyor. Dünyada ayağının kayması sırat Köprüsü’nde ayağının kaymasından daha kolay. İmanı kaybetmek çok kolay. Allah sana bir musibet verir bir hastalık verir uyku uyuyamazsın aklın zayıflar doğru düşünemezsin ve neden ben dersin neden ben dedikten sonra da Allah’a baş kaldırırsın isyan edersin Allah’a küsersin. Dua etmekten vazgeçersin işte bu imanı kaybettiğin andır bak ayağın kaydı ve kafir oldun. İşte bu olmaması için günde 40 defa fatiha okuyoruz ihdinassıratal müstakim bizi Sıratı müstakim üstüne daim kıl sabit kıl âmin. Bir sepetin içinde 20 tane portakal düşün Portakallardan bir tanesi Çürükse sepetin içindeki diğer bütün portakalları çürütür Buradan sana iki nasihat vereceğim Bir Çürük portakal olma İki Çürük portakalla yakın olma temas etme dostluğunu bitir. Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı verdi: İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar.. Namaza duracağında bir başkalaşır rengi solar, muhabbetullah hisleriyle iki büklüm olurdu. Takvimler Ramazan ayının on yedisini gösteriyordu ve günlerden Cuma idi. Her zamanki gibi o günün sabahında da erkenden kalkmış ve aile efradını uyandırmış, ardından namaz için mescide yönelmişti. Zifiri karanlıkta arkadan yaklaşan İbn Mülcem ani bir hamle ile zehirli kılıcını Hz. Ali'ye defalarca vurdu. Ona suikast düzenlendiğini duyan herkes koşmuş gelmişti. Yaralı Ali'yi evine taşımak istiyorlardı. O ise namazını kılıp cemaati kaçırmamalarını tavsiye ediyordu. Tıpkı rehberi Rasûl-i Ekrem'in yaptığı gibi.
Ayaküstü Gündem... 22.09.2026 / Kerem Önder
2026/10/05
Ayaküstü Gündem... 22.09.2026 / Kerem ÖnderWeb / https://keremonder.comFacebook / / kereminden Instagram / / kerem_onder_hocaX / / keremonder1 Podcast / https://anchor.fm/keremonder
Ayaküstü Gündem... 08.09.2026 / Kerem Önder
2026/09/21
Ayaküstü Gündem... 08.09.2026 / Kerem ÖnderWeb / https://keremonder.comFacebook / / kereminden Instagram / / kerem_onder_hocaX / / keremonder1 Podcast / https://anchor.fm/keremonder
Ayaküstü Gündem... Mevlid Gecesi 24.08.2026 / Kerem Önder
2026/09/12
Ayaküstü Gündem... Mevlid Gecesi 24.08.2026 / Kerem Önder
Web / https://keremonder.comFacebook / / kereminden Instagram / / kerem_onder_hocaX / / keremonder1 Podcast / https://anchor.fm/keremonder
Ayaküstü Gündem... 4.8.2026 / Kerem Önder
2026/09/11
Ayaküstü Gündem... 4.8.2026 / Kerem Önder
Web / https://keremonder.comFacebook / / kereminden Instagram / / kerem_onder_hocaX / / keremonder1 Podcast / https://anchor.fm/keremonder
Ayaküstü Gündem... 21.7.2026 / Kerem Önder
2026/09/10
Ayaküstü Gündem... 21.7.2026 / Kerem ÖnderWeb / https://keremonder.comFacebook / / kereminden Instagram / / kerem_onder_hocaX / / keremonder1 Podcast / https://anchor.fm/keremonder
Ayaküstü Gündem... 7.7.2026 / Kerem Önder
2026/09/09
Ayaküstü Gündem... 7.7.2026 / Kerem ÖnderWeb / https://keremonder.comFacebook / / kereminden Instagram / / kerem_onder_hocaX / / keremonder1 Podcast / https://anchor.fm/keremonde
Geylani sohbetleri 32 / Kerem Önder
2026/09/08
Emre uy, yasaklardan kaçın. Şu belalara sabırla karşı koy. Nafile sünnet ibadetleri yapmaya çalış; sünnet olan işleri yapmaya gayretli ol, ismin “Uyanıklar” defterine yazılır. Yaratıcı'dan sana başarı gelir. Yaptığın çalışma boşa gitmez. Zorla huzur bulunmaz; bu sevdayı bırak. Amel kapısına yapışırsan o da senin için sonuna kadar açık kalır. Yanımda akıllı durunuz. Bana sebatla bağlanınız. Niyetinizi tam tutunuz. Azimet sahibi olunuz. Beni töhmetle yâd etmeyiniz. Hakkımda iyi düşününüz. Böyle yaparsanız sözlerimin yararını bulursunuz; dediklerimin mânasını anlarsınız. Ey beni töhmet altına almak isteyen, yarın her şey açığa çıkar. Hâlimi olduğu gibi anlarsın. Aman, beni zahmete sokmayınız. Hâlime bırakınız beni. Kalp hâlin beni kahra uğratmak istiyor. Beni mağlûp etmek istiyor. Hâlbuki dünya işleri başımı aştı. Âhiret işleri kalbimi sardı. Allah Teâlâ'nın büyük tecellisi, sır âlemini kapladı. Sizlerle uğraşacak hâlim mi var? Bana yardımcı yok mu? Bana iyilikle yanaşacak kişi nerede? Kendi öz düşüncesi ile hâlimi soracak kimse yok mu? Yardımcım olduğu için kim Allah'a hamd eder? Herkes gibi benim de yardımcıya ihtiyacım olur. Hak Teâlâ'dan gayrı herkesin yardıma ihtiyacı vardır. Akıllı olunuz. Allah yoluna girenlere karşı iyi edep tavrı takınınız. Onlar, aşiretlerin bölüşmesi imkânsız olan kişilerdir. Beldeler onların hürmetine durur. Kullar onlar için esirgenir. Yeryüzü onların şerefine muhafaza edilir. Onlar olmasa sizin gösterişli hâlinizi kim neyler? Nifak ve şer hâliniz bir günde bu ülkeyi yıkar, batırır. Ey Allah'ın düşmanı münafıklar, Peygamber’in (s.a.v) sevmediği kimseler ve ateşe yanacak odunlar, sizin ne kıymetiniz var? Allah’ım, tevbemi kabul et. Onlara da tevbe nasib eyle. Beni ve onları ayıktır. Hem bana hem de onlara acı; rahmet nazarınla bak. Nefse verilen şeyde senin dahlin yoktur. Kadere senin hükmün geçmez. Sana düşen, duyguların kontrolüdür. Niyetin temiz tutulması, sana düşen vazifeler arasındadır. Bunu yaparsan, Hak tarafından iyi kimseler arasına yazılırsın. Kısmetler kaybolmaz. Gücüne, kuvvetine ve elinde bulunan fâni mala güvendiğin zaman gayb âleminden bir şey bekleme. * Allah’ım, sebeplere dayanmaktan sana sığınırız. Heveslere dalmaktan bizi koru. Boş alışkanlıkla olmayı bize nasib etme. Bütün, hâllerde Sen’den Sana sığınırız. “Rabb’imiz, bize dünyada iyilik ver. Âhirette iyiliğini esirgeme. Bizi ateşe atılmaktan koru.” (Bakara 201) “Allah’ın mahlukları arasında üç yüz Ebdal denilen has veli kulları vardır. Allah onların vesilesiyle hayat verir, öldürür. Onların yüzü suyu hürmetine yağmur yağdırır, belaları def eder.” (Aclunî, Keşful-hafa,1/33) Hz. Ömerin yağmur duasında hz. Abbas ile tevessülü. Müslüman olan insan baklava gibi tatlı olur ama cahil kalırsa turşulu baklava kadar ekşi olur. Tasavvuf ince insan yetiştirme sanatıdır. İnsanlar kaba insanlar odunlaşırlar. Cahillerle beraber oldukça cahilleşirler. Kelime hazneleri gittikçe daralır toplamlarına geçirmek zorunda kalırlar. Herhangi bir şeyi örneklendirmek istedikleri ellerinde bir çok düzgün seçenek olmasına rağmen en kötüyü ve en dip seçeneği tercih ederler en kötü kelimeyi tercih ederler. Kaliteli Müslümanlar örnek vereceği zaman mesela derler misali derler faraza derler diyelim ki derler bir şeyi örneklendirme on kelimesi vardır. Ama cahiller örneklendirmek istedikleri zaman sözde şöyle başlarlar atıyorum atıyorum ne ya ne atıyorsun oğlum sen. Başka bir cahil şöyle der sallıyorum ya ne sallama adamsın sen ya sallamak ne demek örneğinde mesela de farz de.
Malınla, canınla ve dilinle cihad edeceksin! - Tevbe 41 tefsiri / Kerem Önder
2026/09/07
"Kolay da olsa zor da olsa sefere çıkın ve mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Bilirseniz, bu sizin kendi iyiliğinizedir." Tevbe 41Malınızla veya canınızla demiyor Allah. Ve canınızla diyor. Allah yoluna koşturmak sadece benim görevim değil zengin kardeşim. Sen de benimle beraber koşturacaksın. Hocaya zekatımı verdim, o savaşsın yok!Hz. Peygamber yaklaşık 30.000 kişilik bir orduyla hicretin 9. yılı Receb ayında (Ekim 630) bir perşembe günü Medine'nin kuzeybatı istikametinde, bugün Suudi Arabistan sınırları içinde ve Ürdün'ün güney sınırına yakın bir yerde bulunan Tebük'e doğru hareket etti. Bu onun büyük bir ordunun başında kumandan olarak katıldığı son seferdir.Tebük Seferi, iki taraf arasında fiili bir çatışma yaşanmadan ve kan dökülmeden zaferle sonuçlanmıştır. Müslüman ordusunun büyüklüğünü ve kararlılığını haber alan Bizans güçleri ve bölgedeki Hristiyan kabileler, savaşmaktan vazgeçip geri çekilmiş veya İslam devletine barış teklif etmiştir."Yani, 'Siz, ister cihad size ağır gelecek bir durumda, isterse hafif gelecek bir durumda, savaşa çıkınız' demektir.Hifaf ve Sikal Kelimelerinin Şerhi:Çoluk çocuğunuz az olduğu için, hafif olarak; çok olduğu için, ağır olarak.Hafif silahlarla; ağır silahlarla.Binekli olarak; yaya olarak.Gençler olarak; ihtiyarlar olarak.Zayıf olarak; şişman olarak.Sıhhatti olarak; hasta olarak.Bu hususta sahih olan, bütün bu bahsedilenlerin hepsinin bu ifadenin muhtevasına dahil olmasıdır. İmdi şayet, "Siz, bu emrin, bütün insanları, hatta hastaları ve acizleri de içine aldığını mı söylüyorsunuz?" denilirse biz deriz ki: Bu ifadenin zahiri bunu gerektirir.İbn Ümmi Mektûm'un, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e: "Benim de savaşa çıkmam gerekir mi?" dediğinde, Hazret-i Peygamber'in de: "Sen ya hafifsin, ya da ağır, 'sakîl'sin..." dediği, bunun üzerine İbn Ümmî Mektûm'un, ailesine dönerek silahını kuşandığı ve Hazret-i Peygamber'in önünde denediği; bunun üzerine de Cenâb-ı Hakk'ın: "Âmâya göre bir hareç, darlık ve günah yok" (Nur, 61) ayetinin nazil olduğu rivayet edilmiştir.İbn Um Mektum Uhud günü şöyle demişti: "Ben, gözü görmeyen bir kimseyim. O bakımdan sancağı bana teslim ediniz. Çünkü sancağı taşıyan geri dönecek ve kaçacak olursa ordu da bozguna uğrar. Ben ise kimin kılıcıyla üzerime geldiğinin farkına varamam. O bakımdan da yerimden ayrılmam." Ancak, önce de Âl-i İmrân Sûresi'nde (3/152. âyetin tefsirinde) geçtiği üzere müslümanların sancağını o gün Mus'ab b. Umeyr almıştı."Said İbn'l-Müseyyeb, bir gözü görmediği halde savaşa çıkmıştı. Ona: "Sen, hastasın; senin sıkıntın var" denilince o: "Allah, hafif olanın da, ağır olanın da savaşa çıkmasını emretmiştir. Şayet ben savaşamıyorsam, hiç olmazsa kalabalığı artırırım ve eşyaları korurum" dedi.Ebû Talha, Tevbe Sûresi'ni okumaya başlamış ve şu: "Ağırlıklı ve ağırlıksız olarak Savaşı çıkın" âyetine gelince, ey oğullarım, demiş. Haydi beni Savaşa çıkmak üzere donatın, beni donatın, demiş. Oğulları ona: Allah sana merhamet ihsan etsin. Sen Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte vefat edinceye kadar gazada bulundun. Ebû Bekir ile vefat edinceye kadar, Ömer'le de vefat edinceye kadar gazada bulundun. Senin yerine biz gazaya gideriz, dedyseler de o: Hayır beni donatınız, demişti. Bunun üzerine bir deniz Savaşına katıldı ve denizde öldü. Kendisini gömecekleri bir adaya ancak yedi gün sonra ulaşabildiler. Onu orada defnettiler. Cesedinde hiçbir değişiklik olmamıştı."Ebû Eyyüb el-Ensarî, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'le birlikte Bedir'de bulundu ve müslümanların savaşlarının hiçbirinden geri kalmadı. Zira o, şöyle derdi: "Allah, 'Sizler gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak elbirlik savaşa çıkın' buyurmuştur... Binâenaleyh ben kendimi, ya hafif ya da ağır, 'sakil' olarak hissediyorum."Daha sonra Cenab-ı Hakk, "Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihâd edin" buyurmuştur.Cihâdın, tek başına kaldığı ve gücü de yettiği zaman, can ile yapılması vacib olur.
Rüya veren cinler? - Mektubat 174 / Kerem Önder
2026/06/03
174. Bu mektûb, hâce Muhammed Eşref-i Kâbilîye yazılmışdır. Bu yolun şaşkınları, uzaklık görünen yakınlık ve ayrılık sanılan vuslat ararlar. Yazılan rü’yânın cin te’sîri ile olduğu bildirilmekdedir: “Kıymetli kardeşimin güzel mektûbu geldi. Fakîrleri sevdiğinizi ve bu yüksek insanlara sığındığınızı bildirdiği için, bizleri çok sevindirdi. (Kişi sevdiği ile berâberdir) hadîs-i şerîfi, büyük müjdedir. Fekat, bu yolun âşıkları, bu kadarla doymazlar. Yakınlık görünen uzaklıkla sevinmezler. Uzak görünen bir yakınlık ve ayrılık görünen bir kavuşmak ararlar. İşin gecikdirilmesine, sonraya bırakılmasına râzı olmazlar. Tenbelliği, gericiliği çirkin bilirler. Kıymetli dakîkaları, yaldızlı pislikler için elden kaçırmazlar. Ömür sermâyesini, sonu gelmez hayâller arkasında geçirmezler. Yüksekleri bırakıp, alçaklara bakmazlar. Beğenileni verip, gadab olunanı, kızılanı almazlar. Tatlı yağlı yemeklere aldanmazlar. İnce, süslü elbise için, Allahü teâlâya kulluk zevkıni vermezler. Hükümdârlık koltuğu gibi olan kulluğu, pislik gibi olan dünyâ bağlılığı ile kirletmekden utanırlar. Allahü teâlânın mülkünde, memleketinde, Lât ve Uzzâ putlarını Ona ortak yapmakdan hayâ ederler. Kardeşim! Bu makâmda, hâlis din isterler! Zümer sûresinin üçüncü âyetinde meâlen, (Biliniz ki, Allahü teâlâ, ancak hâlis dîni beğenir) buyuruldu. Ortaklık tozunu bile kondurmak istemezler. Zümer sûresinin altmışbeşinci âyetinde meâlen, (Eğer Allah’a ortak koşarsan bilmiş ol ki yaptıkların boşa gidecek ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olacaksın!) buyuruldu. Bir ân, kendinizi düşününüz! Eğer, ortak katılmamış bir dîniniz varsa, size müjdeler olsun! Eğer böyle değilse, başınıza belâ gelmeden önce çâresine başvurunuz! Yazdığınız rü’yâ, cin görünmesidir. Onun boş işleridir. Cinnin böyle, bozuk işleri, tâliblerde çok görülmekdedir. Buna hiç üzülmeyiniz! Nisâ sûresinin yetmişbeşinci âyetinde meâlen, (Şeytânın aldatması, elbette zayıftır) buyuruldu. Eğer yine gelirse, (Kelime-i temcîd) okuyunuz! Ya’nî, (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil’aliyyil’azîm) deyiniz! Bunu okumak, cinleri dağıtır, kovar. Doğru yolda bulunanlara ve Muhammed Mustafânın izinde gidenlere selâm olsun “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmâtü etemmühâ ve ekmelühâ” Yüce Allah, Kur'ânda, Hazret-i Nûh'un ağzından şöyle buyuruyor "Yâ Rabbî! Beni, ana-babamı, imân etmiş olarak evime girenleri mü'min erkek ve kadınları affeyle..." (Nûh sûresi, âyet: 28). Yine Yüce Allah, Hazret-i İbrahim'in ağzından şöyle buyurmuştur: "Ey Rabbimiz! Hesab görüleceği gün, beni, ana babamı ve mü'minleri affeyle." (Ibrahim sûresi, âyet: 41) Rabbenağfirlî duasını bellet çocuğuna… Öldükten sonra onun sırtından geçinirsin, kurnaz ol. Abdullah ibni Mesut’un karısı kocasını şikayete peygamberimize geldi. Bütün gece namaz kılıyor benim kocam dedi peygamberimiz aleyhisselam dedi ki ben onla konuşacağım. Abdullah gecenin üçte birinde ibadet yap üçte birinde dinlen üçte birinde ailenle ilgilen. İslam bir denge dinidir bütün aşılıcılıklardan bizi men eder iki aşırı kavim bize bir örnektir Yahudiler ve hristiyanlar. Örnek olarak bacaklarını acmazsan yürüyemezsin ama bacaklarını gereğinden fazla açarsan yine yürüyemezsin düşersin Allah her şeyi dengede yapmamızı istiyor. Tövbe yapacaksın ama nasuh tövbesi yapacaksın. Nasuh tövbesi mutlak butlan gibidir. Tam bir geriye dönüş temizliğe dönüş Yani siz bir dinsizden merhamet mi ararsınız ben size bir ateistim merhamet kapasitesini yaşanmış bir olayla anlatacağım: Bir kardeşim anlattı 11:12 yaşlarında okulda sınıfına girerken parmağını kapıya kaptırıyor ve parmak kesilince kanamaya başlıyor. Çocuğun da en sevdiği öğretmen ateist ve eşcinsel hem ateist hem eşcinsel. Yani zebaniler ellerindeki listeye baktığında kafaları karışacak ya hem ateist hem eşcinsel cehenneme atacağız da ya Rabbi hangisini atacağız kafaları karışacak. Öğretmene gidiyor diyor ki hocam parmağım kanıyor yardım eder misiniz? Öğretmeni şöyle cevap veriyor “ayy minik bir kedi miyav dedi, git bir bardak su iç geçer.
Abdülkadir Geylani sohbetleri 31 / Kerem Önder
2026/06/02
31.Sohbet“Yapılan öfke, Allah için olursa iyi sayılır. Başka sebeplerle duyulan öfke iyi sayılmaz. İman sahibi, hiddetini Allah'ın emri olmadan göstermez. Nefsi için hiçbir hiddete kapılmaz. İslâm dininin zaferi için hiddet eder; fakat nefsin arzusunu yerine getirmek için sertleşmez. İman sahibi, dinî emirlerin biri zedelenecek olursa sonsuz hiddete kapılır; onun hiddeti şiddetlidir. Evi elinden alınan bir kaplan, belki onun kadar hiddete gelemez. Şüphesiz, Allah Teâlâ da öfkelenir. İman sahibinin öfkesi, ilâhi öfkeye benzer. İmanı bütün olan Yaratan'ın darıldığı şeylere darılır, hoşlandığı şeylerden hoşlanır, sevinç duyar. Aslında nefsin için olan, fakat dışta Allah için olduğu görülen hiddeti etme. Sonra münafık olursun. Münafık olmasan bile benzersin. Allah için olan şey devamlı, ömürlü olur. Başkası için yapılacak hiddet az zaman durur, sonra geçer. Varlığını Hak yoluna vakfeden kimselerle ol. Onların kuvveti ile kuvvet bul. Görüşlerini onların görüşlerine uydur. Bunları yaparsan Yaratan, onları övdüğü gibi seni de över. Seni meleklere metheder. Daha başka tabirle, seninle övünür. Her şey zıddından ve sevmediği şeyden kaçar. Kuvvetler çeşitlidir. O zıtlar arasında kudsî kuvvetler ve onun karşısında kudsî olmayan kuvvetler vardır; sana düşen ilâhî kuvveti alıp aksini bir yana atmak. Varlığını Hak varlığı ile doldur. O kudsî varlığı yitirirsen, hiçbir şey bulman kabil değildir. Görürsün. Sonra yine O'nu görürsün. O'nun dışında varlık görmek mümkün olmaz. Yeter ki, varlığını temizlemen kabil ola. Neler görmezsin ki? Ancak temizlik şarttır. Bir padişahın katına dış pisliği ile girilmediği gibi mukaddes varlığa da derûnî kirle girmek mümkün değildir. İçin boşalmış, orayı aç kurtlar doldurmuş. Seni neylerler? Ruhunda bir inkılâp yap, temizle. Ancak bundan sonra şahın katına girebilirsin. Hak yakınlığı dehşet verir. Şayet bir dehşet duymuyorsan, sakın O'nun yakınlığından dem vurma, sonra yalancı olduğunu yüzüne vururlar. Kulların işiyle gönlünü eğlendirmektesin. Onların sana gelip el öpmelerini bekliyorsun. Onlar gelip bir şeyler versinler diye kapıda bekliyorsun. İstediğini yerine getirmedikleri zaman üzüntü duymaktasın. Övülünce yüzün gülüyor. Kötülüğünü söyleyen olursa yüzün buruşuyor. O büyükler Hak varlığında sakin olurlarsa, imanları artar. Kullara güvenir, onların geçici metalarına koşarlarsa perişan olurlar, imanları kuvvetten düşer. Ama onlar hiçbir zaman yaratılmışlara dayanamazlar. Yaratan'larına güvenirler, O'na tevekkül ederler. İstinat noktaları Hak'tır. O'ndan korkarlar. Bir şey bekleyecek olurlarsa yine O'ndan beklerler. Çünkü er geç gidecekleri yer orasıdır. Tevhid ehlidirler. Şirk yolunu bilmezler bile. Düşkün oldukları hâl budur. Tevhidleri kalplerinde yer etmiştir. Halkla sohbet eder, iyi geçinirler. Kendilerine karşı bir cahillik eden olsa onunla bir olmazlar. Hak Teâlâ onların bu vasfını şöyle anlattı: “Cahiller onlara söz attıkları zaman, selâm derler.” (el-Furkân, 25/63) Sus; cahillere yumuşak davran. Cahil kişinin yanlış hâli seni üzmesin. Onların tabiatında mevcut olan huysuzluk yüzünü buruşturmasın. Nefis ve şahsî arzularının sapık tezahürü seni üzmesin. Ama bir günah işledikleri zaman da susma, konuş. Hatalı işlere karşı susmak yasaktır. O zaman konuşmak ibadet sayılır. Gücün yeterse, iyiliği yaptır. Kötülüğe mâni ol. Bu babta kusurlu olma. O kapı bir hayır kapısıdır. Kendin için bir ganimet bil, içeri girmeye bak. Dünyanın ömrü nedir? Nimeti ne kadar sürer? Bir gün mevcut olan güzel hâli, ikinci gün oluyor mu ki? İman sahibi bunları iç âleminde sezer. Dünya çirkin huyludur. Elinde karası bulunur. Her sözü zehir taşır. Tadı hemen gider. Ve bir daha dönmez. Hiçbir vaadinin aslı çıkmaz. Ahdine vefa etmez. Ona güvenip üstünde köşkler kurmak, su üstünde ev yapmaya benzer. İman sahibi dünyayı tutmaz. Onda yerli olmayı aklına koymaz. Bu sebeple derecesini artırır. Hak irfanına sahib olur. Mahlûk şeyleri sevmez. Bu yüzden öbür âlemi de istemez.
Okul k*tliamları? - Mâide 32 tefsiri / Kerem Önder
2026/05/31
“…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Şüphesiz peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler. Ama bundan sonra da onların çoğu yeryüzünde taşkınlık göstermektedirler.” (Mâide 32)Medine yahudileri Hz. Peygamber’i ve sahâbeden bazılarını öldürmek için tuzak peşindelerdi. Bu sebeple yüce Allah onlara adam öldürmenin ne kadar büyük bir cinayet olduğunu göstermek için Hz. Âdem’in iki oğlunun kıssasını anlattıktan sonra onların kutsal kitaplarında da haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek; bir canı kurtarmanın da bütün insanlığı kurtarmak gibi olduğunun yazılı bulunduğunu haber vermiştir.Bütün dinler, hukuk ve ahlâk sistemleri haksız yere adam öldürmenin, cana kıymanın büyük bir suç olduğunda birleşmişlerdir. Ancak bu suçu önlemek için alınan caydırıcı tedbirler farklıdır. İslâm, haksız yere adam öldürmeyi önlemek, toplumun can güvenliğini sağlamak, onları huzurlu ve mutlu yaşatmak için bu suçu işleyenlere dünyada kısas cezasını öngörmüştür.“Cenâb-ı Hak burada, tek bir canı öldürmenin, bütün insanları öldürme gibi olduğu hükmünü vermiştir. Şüphe yok ki bu sözden maksad, kasten ve haksız yere adam öldürmenin cezasını iyice anlatmaktır. Bunun bu şekilde anlatılmasındaki gaye de, yahudilerin böylesine bir tehdidin olduğunu bilmelerine rağmen peygamberlerini öldürmeye yeltenip, öldürdüklerini belirtmektir. İşte bu, onların kalplerinin son derece katı ve itaattan uzak olduklarını gösterir. Bu kıssaların anlatılmasından maksad, daha evvel de bahsettiğimiz gibi, yahudilerin Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile güzide sahabelerini öldürmeye niyetlendikleri hadise ile ilgili olarak, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i bir teselli.Müslümanlara karşı savaşan kâfirin küfrü ve imandan sonra küfre girip irtidad etmesi veya haydutluk yaparak yol kesmesidir. "Allah ve Resulüne harb açanların cezası ancak öldürülmeleridir" (Mâide.33) âyeti ile muradı budur.Tek bir insanın öldürülmesini, bütün insanların birden öldürülmesine benzetmek, bir kimseyi haksız yere kasten öldürme işinin ne kadar mühim bir suç ve büyük bir günah olduğunu iyice beyân etmek içindir. Yani nasıl bütün insanların öldürülmesi herkesçe çok büyük bir cürüm ve suç ise, aynı şekilde tek bir insanın öldürülmesinin de çok büyük ve korkunç bir suç olması gerekir. Binâenaleyh bu ifâde ile kastedilen, her ikisinin de büyüklük ve vahamet bakımından birbirine benzediğini ortaya koymak olup, büyüklüğün miktarı bakımından denk olduklarını beyân etmek değildir. Bu, nasıl çok büyük ve vahîm bir suç olmasın ki? Çünkü Cenâb-ı Hak, "Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalıcı olmak üzere cehennemdir..." (Nisa. 93) buyurmuştur.Bir kimse haksız yere kasten bir kimseyi öldürmeye teşebbüs ettiği zaman, şehvet ve gazap tarafını, taat tarafına tercih etmiş olur. Durum böyle olunca, bu tercih her bir insana nisbetle meydana gelmiş olur. Böylece onun kalbinde, kendisi ile arzu ettiği şeylerden herhangi biri hususunda çekişen her ferdi, gücü yettiği takdirde öldürme düşüncesi yer alır. Halbuki mü'minin hayırlar hususundaki niyetleri, amellerinden daha hayırlıdır. Bunun gibi, mü'minin şerler hususundaki niyet ve düşünceleri de, şer amellerinden daha şerlidir."Yahudilerin çoğu, bundan sonra, yani peygamberlerin gelişinden ve onlara öldürmeyi haram kılışımızdan sonra, yine de haddi aşmışlardır, yani adam öldürmenin büyük bir suç olduğuna aldırış etmemişlerdir."Âyette, "Kim de onu diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur..." buyruğundaki "onu diriltmekten" murad, o insanı yangın, boğulma, açlık, soğuk ve sıcak gibi öldürücü ve yok edici şeylerden kurtarmaktır.”
Parmakla gösterilen korksun? - Mektubat 171 / Kerem Önder
2026/05/30
171. Mektup Bu mektûb, molla Tâhir-i Bedahşîye yazılmışdır."Âlemlerin rabbi olan Allahü teâlâya hamd olsun. Peygamberlerin efendisine salât ve selâm olsun. Onun temiz Âline ve Eshâbının hepsine iyi düâlar olsun! "sallallahü teâlâ aleyhi ve alâ Âlihi ve Eshâbihi ecma'în".Biz fakîrlerin, Allahü teâlâya karşı aşağı, küçüklük düşüncesi içinde olmamız, herşeyi Ondan beklememiz, kalbi kırık, hep yalvarıcı ve Ona sığınıcı olmamız, kulluk vazîfelerini yapmamız, islâmiyyetin dışına taşmamamız ve sünnet-i seniyyeye sıkı sarılmamız lâzımdır. Hayrlı işler yaparken niyyetlerimizi düzeltmeliyiz. Kalblerimizi, dünyaya düşkün olmakdan kurtarmalıyız. Her uzvumuz islâmiyyete teslîm olmalıdır. Ayblarımızı görüp, günahlarımızın çokluğunu düşünüp, Allahü teâlânın intikâm almasından korkmalıyız. İyiliklerimizi az görmeli, günahlarımızı az olsa da, çok bilmeliyiz. Şöhret sahibi olmakdan, insanlar arasında iyi tanınmakdan çok korkmalı, titremeliyiz. Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", (Din veyâ dünyâ işlerinde iyi tanınarak parmakla gösterilmek, bir kimseye zarar olarak yetişir. Bu zarardan ancak Allahü teâlânın koruduğu kurtulabilir) buyurdu. İnsân, niyyeti ve işleri, ne kadar hâlis ve iyi olsa da, kendini kusûrlu ve kabâhatli bilmelidir. Tesavvuf yolunda, ele geçen ni'metlere, hållere, zevklere güvenmemeli, ne kadar doğru ve islâmiyyete uygun olsalar da, bunlara özenmemelidir. Dîne yapdığı hizmetlere, islâmiyyeti kuvvetlendirmesine ve insanların doğru yola gelmelerine sebeb olmasına güvenmemeli ve bunlarla övünmemelidir. Bu güzel işleri, kâfirler ve fâcirler de yapabilir. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", (Çok olur ki, Allahü teâlâ bu dînini fâcir kimse ile kuvvetlendirir) buyurdu.Dînini öğrenmek, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için gelenleri, arslan ve kaplan gibi zararlı bilmeli, bunun kendi harâblığına sebeb olmaması için çok korkmalıdır. Talebe gelince, kendinde sevinç duyarsa, bunu küfr ve şirk bilmelidir. Hemen tevbe, istigfår ederek bu sevinci gidermelidir. Onun yerine korku ve üzüntü yerleşinceye kadar uğraşmalıdır. Hele, talebenin malında gözü olmakdan, ondan fâide beklemekden çok sakınmalıdır. Böyle olursa, talebe istifade edemez ve pîrin harâb olmasına sebeb olur. Çünki bu yolda, yalnız hâlis din isterler. Zümer sûresinin üçüncü âyetinde meâlen, (Bilinmeli ki halis dindarlık yalnız Allah için olanıdır...) buyuruldu. Allahü teâlânın katında şirke hiçbir süretle yol yokdur. Kalbe gelen her sıkıntı ve karartı, tevbe, istigfâr ve pişmanlık ile ve Allahü teâlâya sığınarak, kolayca giderilebilir. Fekat, bu alçak dünyâ için gelen karartı, leke, kalbi büsbütün karartır, harâb eder. Bunu temizlemek çok güç olur. Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem", (Dünyaya düşkün olmak, günahların başıdır) hadîs-i şerîfi çok doğrudur. Allahü teâlâ, bizi ve sizi, dünyaya düşkün olmakdan kurtarsın! Dünyaya düşkün olanları sevmekden ve onlarla arkadaşlık etmekden, düşüp kalkmakdan korusun! Çünki o, öldürücü zehrdir ve iyi olmaz bir hastalıkdır ve büyük belâdır ve bulaşıcı hastalıkdır. Akıllı kardeşim şeyh Hamîd yanınıza gelmekdedir. Ondan işiteceğiniz yeni, tâze haberlerin kıymetini biliniz. Gerisini, buluşunca bildiririm."
Kendini ve aileni gelen felaketten koru? - Tahrim 6-7 tefsiri / Kerem Önder
2026/05/29
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerineemredilen şeyi yapan melekler vardır.” Tahrim 6“Ey inkâr edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.” 7Dünyadaki ateşler taşı yakamaz. Cehennem ateşi nasıl bir ateş ki yakıtı insan ve taş?“Keşşâfda, bu ifadeye, "Günahları terkedip, taatları yapmak ve ailenizi, kendinizi sorumlu tuttuğunuzşeylerle sorumlu tutmanız suretiyle, koruyun" manası verilmiştir. Yine bu ifadeye, "Kendinizi, nefsinizidavet ettiği şeylerden koruyun. Çünkü nefis, size kötü şeyleri emreder" manası verilmiştir."Bu ateşin başında iri gövdeli, sert tabiatlı melekler vardır." Cenâb-ı Hakk bu ifadeyle, on dokuzzebânî (cehennem bekçisi melek) ile onların yardımcılarını kastetmiştir. Bunlar, alabildiğine büyük, haşin vesert meleklerdir. Onların bu şekilde yaratılmış olmaları yadırganacak bir şey değildir. Yahut da onlar, Allah'ındüşmanlarına karşı, alabildiğine şiddetli, Allah dostlarına karşı alabildiğine merhametli oldukları için,hilkatlerinde değil de işlerinde böyle serttirler. Nitekim Hak teâlâ (mü'minleri vasfederken), "(Onlar),kâfirlere karşı alabildiğine sert; birbirlerine karşı ise son derece merhametlidirler" (Fetih 29) buyurmuştur.Ayetteki, "Ne emrolundular ise onu yaparlar" ifadesi. işin gerektirdiği ortamdan ötürü onların, çok çetin vesert olduklarına delâlet eder. Çünkü onlar Allah'ın emirlerini yerine getirme ve düşmanlarından intikamalma hususunda asla şefkatli davranmazlar. Burada, meleklerin, âhirette, Allahü teâlâ'nın emir ve yasaklarıile mükellef olmaya devam ettiklerine bir işaret vardır. Çünkü onlardan sâdır olacak isyan. Allah'ın emir veyasağına muhalefet olur."Ey kâfirler, bugün özür dilemeyin" buyurmuştur ki bu, "Onlara, "Bugün mazeret beyan etmeyin" denilecek"takdirindedir. Çünkü mazeret beyan atmek, tevbe etmek demektir. Tevbe ise, cehenneme girdikten sonra,artık makbul değildir. Binâenaleyh mazeret beyan etmek, onlara bir fayda vermez. yani, "Sizin yapmışolduğunuz o kötü amelleriniz, hikmet-i ilahiyye gereği size bu azabı gerekli kılmıştır."Allahü teâlâ, "Eğer yapamazsanız, ki kesinlikle yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan oateşten korununuz. Zira o, kâfirler için hazırlanmıştır" (Bakara, 24) buyurarak, cehennemin kâfirler içinyaratıldığını bildirmiştir. Öyleyse burada, mü'minlere böyle hitap etmesinin hikmeti nedir? Deriz ki:Fasıkların derekeleri, kâfirlerin derekelerinin üstündedir. Çünkü fasıklar da kâfirlerle birlikte, aynı yerde,yani cehennemdedirler. Bundan dolayı mü'minlere, "Bu ateşin kendileri için hazırlandığı kimselerlebirlikte olmamanız için, fısk-ı fücurdan (günahtan) alabildiğine kaçınmak suretiyle kendinizi bu ateştenkoruyun" denmiştir. Bu hitapla, Cenâb-ı Hakk'ın onlara, mürtedlikten korunmalarını emretmiş olması dauzak bir ihtimal değildir.” RaziAli (radıyallahü anh), Katade ve Mücahid şöyle demişlerdir: Yaptığınız işlerle kendinizi koruyunuz, onlarayapacağınız tavsiyelerle de aile halkınızı koruyunuz.el-Kuşeyrî'nin zikrettiğine göre bu âyet-i kerîme nazil olunca, Ömer (radıyallahü anh) şöyle demiş:Ey Allah'ın Rasûlü! Haydi kendimizi koruduk diyelim. Peki aile halkımıza ne yapabiliriz?' Peygamber şöylebuyurdu: "Allah'ın size yasakladığı şeylerden onları alıkoyarsınız, Allah'ın emrettiklerini onlara daemredersiniz.""Sen aile halkına namazı emret, kendin de sabırla ona devam et" (Taha, 20/132)"Önce yakın akrabanı uyar." (eş-Şuara, 26/214)"Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını emrediniz. (Kılmazlarsa) on yaşında onları (hafifçe)dövünüz ve yataklarını birbirinden ayırınız." Ebû Dâvûd, I, 133; Hâkim“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur. İnsanların başındaki İmâm (İslâm devletininyöneticisi) bir çobandır ve o, onlardan sorumludur. Adam aile halkı üzerinde bir çobandır ve onlardansorumludur."
Abdülkadir Geylani sohbetleri 29 / Kerem Önder
2026/05/28
“Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur: “İslâm dinini kabul etmiş biri, herhangi bir şahsa zenginliği için saygı gösterirse dininin üçte ikisi gider.” Ey münafıklar, bu yüce kelamı işitiniz. Bu hadîs-i şerifte belirtilen saygı, sadece önünden kalkmak mânasını taşır. Ya orucunu, namazını ve haccını zengin kişiler için yaparsa ne olur? Ya akşam sabah o zenginlerin eteğini öpen dindarlara (!) ne buyrulur?Dünyadan bol nasip alıp onunla meşgul olana bakma. Elinde maddî varlık taşıyana göz atma. Senin bakışların onun içine ağırlık verir. Her bakışında elimde olanı alacak diye çekinir, ruh sıkıntısına düşer, ayrıca onu üzüntüye soktuğun için hata etmiş olursun.Seni Hak doyurur. Kalbini ve sırrını da nurla doldurur. Kapısı önünde oturtur, zikir, ülfet hâlleri ile zengin kılar. Yakınlığı sayesinde kimseden bir şey talep etmez olursun.Ve sen ey Hakk'a kulluk eden, halbuki kalbin kullara bağlı. Onlardan bir şeyler bekliyor, herhangi bir isteğini vermezler diye korkuyorsun. Dıştan Allah içinmiş gibi görülen kulluğun, içten halk için oluyor. Her arzun ve çaban, kulların elindekine göre. Onların elinde bulunan saman çöpü kadar kıymetsiz şeylere tenezzül ediyorsun. Onların övmesini, yüceltmesini bekliyorsun. Onların kötülemesinden ve seni bırakıp gitmesinden çekiniyorsun. Elindekini alırlar diye titriyorsun. Onlardan alacağın bir şey için, sabahlara kadar uykunu kaçırıyorsun. Ümitlerini o kadar uzatıyorsun ki, hile yapmaya mecbur kalıyorsun. Kapılarına gittiğin zaman, içinden gelmediği hâlde ince ve yumuşak konuşuyorsun. Sebebi; sana bir şeyler versinler. Yazık sana, için bozuk olmuş. Hep gösteriş peşindesin; din yoluna girişin babadan kalma gibi. Kendini İslâm'ın emirlerine veremiyorsun.İsa (a.s) Peygamber ve şeytan arasında geçen şöyle bir konuşma anlatırlar. İsa (a.s.): “Halktan en çok kimi seversin?” diye sorunca şeytandan şu cevabı almıştı: “İmanlı olmakla beraber cimri olanı.” Bundan sonra sevmediği kimseyi sordu: “Cömert olan fâsık kişiyi sevmem.” cevabını aldı. Bunun sebebini sordu. Şeytan onu da şöyle anlattı: “İmanlı cimri, bir gün cimriliği sonunda imanını kaybedebilir; fâsık kişi ise, cömertliği yüzünden iyilere katılabilir.” Dünya ile yalnız dünya için meşgul ol. Çalışmak, kazanmak iyidir. Çünkü Hakk'a kulluk için yardımcı olur. Ama sen, bu iyiliği unuttun. Bütün servetini günah işlemekte harcadın. Çalışmak için namazı ve diğer hayırlı işleri bıraktın. Malın zekâtını vermedin. Daima isyan bayrağı çektin. Kulluk yolunu tutmadın. Çalışman, yol kesicilik gibi bir şey. Yakında ölüm gelir. Onun gelişi iman sahibini sevindirir, küfür ehlini ürkütür, münafıkları korkutur. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur:“İman sahibi öldüğü zaman, Mevlâ’sının iyiliklerini görür; yaptığı iyi işlerin karşılığını seyre dalar. ‘Ah, dünyada biraz daha kalsaydım; hayır işlerimi artırsaydım’ der.”Peygamber (s.a.v) Efendimiz; “Bu iki göz zina eder.” buyurur. Gözün zinası harama bakmaktır. Gözlerin günde kaç defa zina ediyor, biliyor musun? Kadınlara ve çocuklara kötülükle bakıyorsun. Allah Teâlâ'nın şu kelâmını işitmedin mi: “İman sahiplerine söyle; gözlerini çevirsinler. (Harama bakmasınlar)” (En-Nûr, 24/30) Ey çaresiz, sabırlı ol. Dünyanın çaresizliği çabuk geçer. Büyük Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Âişe'ye şöyle buyurdu: “Yâ Âişe, dünyanın acılığını, âhiretin iyiliği için iç.” Çalış, geçmişte verilen hükme güvenme; orada isminin hangi defterde yazıldığını bilemezsin. Şaki veya said olduğunu göremezsin. Bu sır, ilâhî bilgi hazinesinde saklıdır; karışma, karışacak olursan dinden çıkarsın. Çalış, yapacağın işler acı gelse de yap. Geçmişte verilen hüküm, seni ilgilendirmesin. Yapacağın işlere bak. O derin bilgiyi ne sen ne de başkası bilir. Buna kader bahsi denir. Kader ilmini ne sen tam bilirsin ne de başkaları.Zavallı, nefsinin perişanlığına ağla. Bir çocuğun ölse, kıyamet kopmuş gibi göz yaşı akıtırsın.
Podcast reviews
Read Kerem Önder podcast reviews
Podcast sponsorship advertising
Start advertising on Kerem Önder relevant audience podcasts
You may also like to advertise on these Podcasts

4.443481356
Something You Should Know
Mike Carruthers | OmniCast Media

4.7906254
Everything is Fine
Jennifer Romolini and Kim France

4.610836573
Serialously with Annie Elise
Annie Elise & Audioboom Studios

4.41171483
The Outlier Health Podcast
Matt Frazier, Matt Tullman, Isabelle Caputo, and Doug Hay

4.616155359
Giggly Squad
Hannah Berner & Paige DeSorbo

4.8219787
Imperfect Action
Steph Taylor

4.727535588
This Past Weekend w/ Theo Von
Theo Von

4.713020376
The Tim Dillon Show
The Tim Dillon Show

4.115984460
The Tucker Carlson Show
Tucker Carlson Network

4.828057452
Huberman Lab
Scicomm Media