
Advertise on podcast: Akbank Sanat
This podcast has
144 episodes
Language
TurkishPublisher
Akbank SanatExplicit
No
Date created
2020/04/22
Latest episode
2026/07/06
Average duration
74 min.
Release period
6 days
Description
Akbank Sanat 2022’de 29. yılını kutluyor. Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimini destekleyen ve sanatın farklı disiplinlerinde uluslararası projelere yer veren Akbank Sanat, özellikle genç sanatçılara kendilerini geliştirebilmeleri için çeşitli imkanlar sunmaktadır. "Değişimin hiç bitmediği yer" olma misyonuyla yılda 700’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirmekte olan Akbank Sanat sergilerden modern dans gösterilerine, konserlerden panellere, çocuk atölyelerinden film gösterimlerine uzanan geniş bir yelpazede birçok farklı etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.
Unlock Akbank Sanat podcast Email contact info,
Listeners & Audience details
Email contact information
Direct podcast contact details

Listeners
Audience numbers & engagement insights

Audience details
Podcast Insights

Podcast episodes
Check latest episodes from Akbank Sanat podcast
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - "Popüler Tiyatro ve Saray"
2026/07/06
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları
Akbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)
"Popüler Tiyatro ve Saray"
Konuşmacılar: Nilgün Firidinoğlu
19. yüzyılda Osmanlı sarayındaki tiyatro gösterileri yabancı ve yerli toplulukların ya da sanatçıların batı tarzında sahneledikleri oyunlarla sınırlı değildir. Söz konusu dönem, imparatorluk başkenti İstanbul’da eğlence kültürünün önemli unsurları olan Tulûat ile Ortaoyunu’nun da Saray’ın tercihleri arasına girdikleri dönemdir. Nilgün Firidinoğlu Osmanlı sarayında “huzur”da gerçekleştirilen popüler tiyatro gösterilerinde seyirci ve oyuncular arasındaki ilişkiyi inceleyecek ve bu ilişkinin temsilin niteliğine etkisini tartışacaktır.
Nilgün Firidinoğlu
Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji ve Sanat Tarihi bölümlerinde tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda yaptığı yüksek lisansının ardından İ.Ü. Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Anabilim Dalı’ndan Doktora derecesini aldı. Osmanlı Tiyatrosu, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Tiyatrosu, Geleneksel Halk Tiyatrosu ve Tiyatro Tarih Yazıcılığı alanlarında akademik araştırmalarını sürdüren Firidinoğlu İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde öğretim üyesidir.
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - “Lisansüstü Öğrencileri Anlatıyor: Tanzimat'tan 1990'lı Yıllara Sahne Müziğimiz”
2026/07/06
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları
Akbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)
“Lisansüstü Öğrencileri Anlatıyor: Tanzimat'tan 1990'lı Yıllara Sahne Müziğimiz”
Konuşmacılar: İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü Lisansüstü Öğrencileri
Bu seminerde İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü yüksek lisans ve doktora öğrencileri Prof. Dr. Kerem Karaboğa yönetiminde yıl boyunca yürüttükleri çalışmayı izleyiciyle paylaşacaklar. Bu kez tiyatro tarihimiz müzikli oyunlar, müzikaller, operetler ve kabareler açısından irdelenecek ve sahnelemelerin müzikal yapıları, şarkı sözleri, sahne performansı ile seyirciyle kurulan ilişki masaya yatırılacak. Söz konusu alanlarda saptanan dönüşüm ya da süreklilik olgusunun izi sürülürken çıkarılan sonuçlar tartışmaya açılacaktır.
İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü, ülkemizde tiyatro sanatının düşünsel, kuramsal ve yazınsal alanda geliştirilmesi amacıyla tiyatro araştırmacısı, dramaturg ve tiyatro eleştirmeni yetiştirmek üzere 1992 yılında yüksek lisans programı olarak kurulur. Bölüm; adından da anlaşılacağı gibi, dramaturji eğitiminin yanı sıra, ülkemizde ilk kez akademik eğitim kapsamına alınan tiyatro eleştirisine de yer verir.
Noyan Ayturan
Fizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - "Tanzimattan Cumhuriyet'e Tiyatro ve Hafıza"
2026/07/06
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları
Akbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)
"Tanzimattan Cumhuriyet'e Tiyatro ve Hafıza"
Konuşmacı: Beliz Güçbilmez
Moderatör: Noyan Ayturan
Tanzimat döneminden bu yana "Batı Tarzı Türk Tiyatrosu" tanımlaması, bir dramatik modelin de tanımı olarak kabul edilmiştir. Bu kabule karşın modelin ayırt edici unsuru olan "zaman temsili" dikkate alındığında, yerli metinlerin hiçbir zaman Batılı olmadığını görmek de olası. "Batı tarzı", kendini en çok geçmiş ile şimdi arasında neden sonuç ilişkisi ile kurup, doğrusal perspektifli resmin önden arkaya dizilimini yapısına taşırken, anımsamayı da şimdinin bir işlevi haline getirir. Bizde ise dramatik metinler geçmişsiz, hafızasız, yekpare bir şimdiki zamanda kurulur, bu yapılarıyla da perspektifsiz bir minyatür olarak okunabilir durumdadırlar.
Beliz Güçbilmez
A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin ardından eğitimini tiyatro alanında sürdürdü. Yirmi yılı aşkın bir süre üniversitelerde tiyatro kuramı ve oyun yazarlığı dersleri verdi. İngilizceden kuramsal tiyatro kitabı ve oyun çevirmesinin yanı sıra kendinin kaleme aldığı yine tiyatro üzerine iki kitabı vardır: "İroni ve Dram Sanatı", "Zaman/Zemin/Zuhûr: Gerçekçi Türk Tiyatrosunda Minyatür Kurgusu".
Tiyatro oyunu da yazan, yöneten, projelerde dramaturg olarak çalışan Beliz Güçbilmez beş yıldır kendi adına kurduğu atölyede dört aşamalı okuryazarlık çalışmalarını yürütmekte ve metafor kuramı üzerine kurduğu “Manyetik Alan Metodu”nu anlatmayı, yazmayı sürdürmektedir.
Noyan Ayturan
Fizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - "Nezihe Muhiddin'in Tiyatro Oyunları ve Bireysel-Kamusal Tarih Yazımı"
2026/07/06
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları
Akbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)
"Nezihe Muhiddin'in Tiyatro Oyunları ve Bireysel-Kamusal Tarih Yazımı"
Konuşmacı: Esra Dicle
Moderatör: Noyan Ayturan
Türkiye'de kadın hareketinin en önemli isimlerinden biri olan Nezihe Muhiddin aynı zamanda oyun yazarıdır. Elimize ulaşan oyunlarından üçü; “Ana Aşkı”, “Vicdanların Emri” ve “Talihin Bir Cilvesi” 1929 yılında yayımlanır. Muhiddin, metinlerinde toplumsal cinsiyet konusuna eğilir ve kadının aile ve kamusal alandaki yerini tartışır. Yazarın ayrıca “Zelzele”, “Bir Rüya” ve “Kadınlar Kulübü” adlı oyunları da kaleme aldığı bilinir ancak yalnızca “Kadınlar Kulübü” basılmıştır (1936). Ve üç oyun da Türkiye'de kadın hareketinin kamusal tarihi açısından önemli bilgiler ve tartışmalar barındırır.
Esra Dicle
Lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerini Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden alır. İlk kitabı “Resmî İdeoloji Sahnede / Kemalist İdeolojinin İnşasında Halkevleri Dönemi Tiyatro Oyunlarının Etkisi” 2013 yılında, ikinci kitabı “Ben Yüz Çiçekten Yanayım / Nâzım Hikmet Tiyatrosunda Metinler-Türler-Söylemler” 2020 yılında yayımlanır. 2003-2008 yılları arasında Kadir Has Üniversitesi’nde Türk Dili dersleri veren Esra Dicle 2005 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Türkçe Dersleri Koordinatörlüğü'nde öğretim görevlisi olarak görev yapmaktadır. Türk Dili derslerinin yanında modern tiyatro ve uyarlama kuramı üzerine de çeşitli dersler vermektedir.
Noyan Ayturan
Fizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları- ""Kula" Oyunu: İstanbul Sefarad Yahudilerinin Ortak Geçmişinin Solan Hatırası"
2026/07/06
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları”
Akbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)
""Kula" Oyunu: İstanbul Sefarad Yahudilerinin Ortak Geçmişinin Solan Hatırası"
Konuşmacı: Rivka Bihar
Moderatör: Noyan Ayturan
50. yılını kutlamaya yaklaşan “Kula” oyunu, her ne kadar Galata Kuledibi’ndeki Sefarad Yahudilerinin günlük yaşamlarına ait bir kesit sunsa da aslında Türkiye'deki Yahudi yaşamını temsil eder. Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber azınlıklara uygulanan politikalar, büyük ölçüde, ortak dil ve değerler üzerinden oluşturulan Sefarad kimliğinin kaybına neden olmuştur. Bu bağlamda, Ladino dilinde sahnelenen “Kula” oyunu, ilk sahnelendiği 1979 yılından günümüze dek çeşitli anlamlar kazanır ve günümüzde Sefarad kimliğinin bütünüyle yaşandığı ortak geçmişe duyulan özleme bir övgü olarak öne çıkar.
Rivka Bihar
İstanbul Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans eğitimini tamamlar, yine aynı üniversitede doktora yapar; Högskolan Dalarna Üniversitesi'nde (İsveç), Karşılaştırmalı Edebiyat alanında yüksek lisans derecesini alır. Türkiye Yahudi toplumunun yazınsal ve kültürel ürünleri ilgi alanlarının başında gelen Rivka Bihar Waldman, birçok ulusal ve uluslararası konferansa katıldığı gibi çalışmaları da hakemli dergilerde yayımlanmıştır; aynı zamanda çevirmenlik ve öğretmenlik de yapmaktadır.
Noyan Ayturan
Fizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - "Afife Jale'nin Mezarının Peşinde"
2026/07/06
Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları
Akbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)
"Afife Jale'nin Mezarının Peşinde"
Konuşmacı: Boğos Çalgıcıoğlu
Moderatör: Noyan Ayturan
Özdemir Nutku’nun “Dar-ül Bedai’den Şehir Tiyatrosuna” adlı kitabında gördüğü bir cenaze fotoğrafından yola çıkan Boğos Çalgıcıoğlu, Afife Jale’nin defnedildiği yeri araştırmaya 2018 yılında başlar. Eldeki veriler, bilgi ve tahminlerle çeşitli hesaplamalar yapar, doğru ölçümlere erişebilmek için mühendislerle görüşür. Sahada yapılan keşif gezilerinden edinilen bilgilerle 40’lı yıllardan 2016’ya kadar yapılmış harita ve havadan görüntüleme çalışmaları ve teknik haritalar bir araya getirilir ve Afife Jale’nin mezarının bulunduğu bölge kesinleşir. Bundan sonra yapılacak iş yetkilileri devreye sokarak kamuoyunu bilgilendirmek olacaktır.
Boğos Çalgıcıoğlu
Osmanlı Ermeni tiyatrosu tarihiyle ilgili araştırmalarının yanı sıra Ermeniceden Türkçeye yaptığı tiyatro çevirileriyle de tanınır. Bir özelliği de tiyatro dünyamızın önemli adlarının kayıp mezarlarının peşine düşmesidir. Avrupa tarzı Türk tiyatrosunun kurucusu Güllü Agop’un mezarının ardından Afife Jale’ninkinin yerini de, yine uzun arayışlar sonucunda kesin olarak saptar. Sahneye çıkan ilk müslüman kadın oyuncu olarak bilinen Afife Jale’nin gömülü olduğu mezarlık yıllardır çeşitli tartışmalara konu olmuş ve yeri konusunda bir anlaşmaya varılamamıştır.
Noyan Ayturan
Fizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.
Psikoloji ve Felsefe’nin Sınırında Sanat: “Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik”
2026/04/27
Sınır Durumlar - Psikoloji ve Felsefe’nin Sınırında Sanat
Söyleşi: “Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik”
Hazırlayan ve Sunanlar: Cengiz Arca & Ezgi Emel
Delilik biyolojik bir kader mi, yoksa toplumsal bir inşa mı? Thomas Szasz’ın "akıl hastalığı bir metafordur" çıkışından Michel Foucault’nun iktidar ve kapatılma analizlerine uzanıyoruz. Modernitenin "normal" tanımına uymayanları nasıl tıbbileştirdiğini ve deliliğin aslında sistem dışına taşan bir isyan biçimi olup olmadığını sorguluyoruz. Dr. Cengiz Arca ve Ezgi Emel, psikiyatrinin tanı koyma gücü ile felsefenin özgürlük arayışı arasındaki o ince çizgiyi yürümeye davet ediyor.
Psikoloji ve Felsefe’nin Sınırında Sanat: “Haz ve Acının Sınırında: Dopamin"
2026/04/27
Sınır Durumlar - Psikoloji ve Felsefe’nin Sınırında Sanat
“Haz ve Acının Sınırında: Dopamin”
Hazırlayan ve Sunanlar: Cengiz Arca & Ezgi Emel
Modern dünya bizi sürekli bir "haz döngüsü" içine hapsederken, aslında acıyla olan bağımızı da koparıyor. Anna Lembke’nin Dopamine Nation kitabındaki paradokstan yola çıkarak; her bildirimde, her alışverişte ve her kaydırmada aradığımız o anlık tatminin neden sonunda devasa bir tükenmişliğe dönüştüğünü tartışıyoruz. Acıdan kaçarken hissizleşen bedeni ve Gilles Deleuze’ün perspektifiyle acının hazzı büyüten, bedeni zihinle yeniden temas ettiren sahici gücünü keşfediyoruz.
Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II -Selçuk Artut
2026/04/23
Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II
“Teknolojik Sanat: İnsan ve Teknoloji Diyalektiğinde Yaratım Süreçleri”
Saat: 15:00 – 16.30
Konuşmacı: Selçuk Artut
Moderatör: Emre Şan
Günümüzde yapay zeka, algoritmalar, işlemciler gibi insan olmayan aktörlerin sanatsal ve toplumsal ekosistemde payı arttıkça, teknoloji çağındaki “özne” kavramı da gün geçtikçe karşı konulamayan bir paradigma değişimine maruz kalıyor. Artık yaratıcı özne tekil bir insan olmaktan uzaklaşmakta; insan ve teknolojinin ortaklaşa oluşturduğu kolektif bir bilinç anlayışı öne çıkmaktadır. İnsan doğası teknik bir varlıktır, çünkü hayatta kalmak için araç üreten ve nesiller boyu bu araçları geliştiren tek canlıdır. Bu üretim ve gelişim sürecinde insanın algısı, zihni ve bedenselliği de değişime ayak uydurarak belirgin bir değişime uğramaktadır. Bu dönüşüm yeni bir insan türü olan homo technologicus’u ortaya çıkarmaktadır. Bu konuşmada Selçuk Artut’un sanat eserlerini odağa alarak homo technologicus perspektifinden bakarak insan ve teknoloji diyalektiğindeki yaratım süreçlerini sorgulamaya ve irdelemeye çalışacağız.
Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Öznur Karakaş
2026/04/23
Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II
“Yapay Zekâ ve Yaratıcılık İmkânı”
Saat: 15:00 – 16:30
Konuşmacı: Öznur Karakaş
Moderatör: Emre Şan
Yapay zekâ ile yaratıcılık arasındaki ilişki, yalnızca teknik kapasite ya da estetik üretim meselesi olmayıp aynı zamanda bizleri bedenlilik ve soyutlama ve/ya sembolik düşünce arasındaki gerilimi yeniden düşünmeye davet eder. İnsan yaratıcılığı; bedensel duyular, deneyim ve dünyayla kurulan ilişkiden beslenirken, aynı zamanda soyutlama yoluyla bu bağlamları aşarak evrensel, biçimsel ve yeniden düzenlenebilir düşünce kipleri yaratır. Yaratıcılığın imkânı tam da bedenli varoluş ile soyut aklın açıklığı arasındaki gerilimde ortaya çıkar.
Yapay zekâ, bedenden yoksun bir işlemci olarak görüldüğünde, yaratıcı öznelliğin asli koşullarına sahip değilmiş gibi görünebilir. Oysa soyutlama kapasitesinin yoğunluğu, yapay zekâyı yaratıcılığın farklı biçimlerine açabilmektedir: örüntüleri yeniden kurgulamak, biçimleri beklenmedik ilişkilerle birleştirmek ve insan algısının sınırlarını aşan kombinasyonlar üretmek. Bu açıdan bakıldığında yapay zekâ, insan bedeninin sunduğu duyusal-motor temelden farklı bir kaynaktan türeyen, ama yine de yaratıcı sürece katılabilen bir ortak olarak düşünülebilir.
Seminerde, şu sorular üzerinde durulacaktır: Yaratıcılık, bedenli deneyimin vazgeçilmez bir uzantısı mıdır, yoksa soyutlama kapasitesi aracılığıyla bedensel sınırlardan kopabilen bir yeti midir? Yapay zekâ, yaratıcı üretime ne ölçüde katılabilir? Yapay zekâ üretimi sanatsal eserler yaratıcı imkânın sınırlarını genişletir mi yoksa yalnızca simülasyonlarını veya kolektif üretimin ortalama çıktılarını mı sunar?
Bu seminerde yaratıcılık üzerine felsefi tartışmayı bedenlilik (embodiment) ve soyutlama kapasitesi arasındaki ilişki üzerinden ele alarak yapay zekânın soyutlamanın radikal imkanlarını açığa çıkaran bir eşlikçi olarak görülüp görülemeyeceği üzerine düşüneceğiz. Yaratıcılığın geleceği, beden ve soyutlama arasındaki bu dinamik ilişkiyi, insan ve makine arasında yeniden kurma olanağında yatmaktadır.
Felsefe Seminerleri – Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Hasan Cem Çal
2026/04/23
Felsefe Seminerleri – Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II
“Dünyanın İmajından İmajın Dünyasına: Sinematik İmajlar ve Dünyakurma”
Saat: 15:00 – 16.30
Konuşmacı: Hasan Cem Çal
Moderatör: Emre Şan
İmajların, fakat özellikle de sinematik imajların tarihi, esasında bir tersinmenin tarihidir: Dünyanın imajından imajın dünyasına. Bundan kasıt, sinematik imajların, başlangıçta bir dünyaya, reel bir dünyaya referans verirken, onun içinde bulunurken, ona dahil olurken, dijitalleşmeyle birlikte, giderek tersi bir durum içinde kalmasıdır. Sinematik imajlar eskiden analojiklik ve iki boyutluluk özelliklerini haiz olmak vasfıyla fiziksel, somut bir dünyaya işaret ediyordu, bugün ise dijital olmak ve üç boyutluluk vasfıyla sanal, soyut bir dünyaya işaret ediyor.
Bu seminerde, bu tersinmeyi odağa alarak sinemanın dünyayla kurmuş olduğu ilişkinin nasıl ve hangi koşullarda dönüştüğünü ve bu dönüşümün içerimlerini ele alacağız. Bu minvalde, sinemanın çağdaş tanımını temel alarak, diğer bir deyişle sinemayı hareketli görüntü olarak tanımlamak suretiyle, sinematik imajları; video oyunlarını, genişletilmiş sinema deneyimlerini, gerçeklik teknolojilerini (VR, AR, MR ve XR) ve dahasını kapsayan bir özgül medya olarak konumlayacak ve bu bağlamda sinemanın dünya kavramı ve olgusuyla kurduğu ilişkideki radikal değişimin izini süreceğiz. Bunu yaparken, dünyakurma [world-building] kavramını odağa alacak ve bu kavramın sinematik imajlar üstünden yeni bir tanımını sunacağız. Diğer bir deyişle, sinemanın bir dünyakurma aracı olarak nasıl iş gördüğünü, böylesi bir araç hâlindeyken edindiği işlevleri ve ne tür “dünyasallaşma” süreçlerinden geçtiğini söz konusu edeceğiz.
Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Umut Erdem
2026/04/23
Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II
“Hegel ve Büyük Dil Modelleri”
Saat: 15:00 – 16.30
Konuşmacı: Umut Eldem
Moderatör: Emre Şan
Büyük Dil Modelleri (LLM) geçtiğimiz bir kaç yılda giderek artan bir kullanım alanı ve hacmine erişmiştir. Birbiriyle rekabet içindeki çeşitli modeller her yeni sürümle birlikte daha yetkin hale gelmekte ve daha fazla kullanıcıya erişmektedir. Iopex’e göre dünya çapında 201 milyon işletme (toplam işletmelerin yaklaşık %67’si) LLM’lere dayanan üretici yapay zekaları etkin bir biçimde kullanmaktadır. Bu modellerin hayatımıza girmesiyle birlikte yeni normlar ve pratikler ortaya çıkmaya başlamış, bunlar da yeni ilişkilenme biçimleri ve yeni kurumsal yapılanmaların oluşmasına vesile olmuştur. Bu yeniliklerin hukuk, ahlak, ekonomi, siyaset ve daha pek çok alanda köklü değişikliklere yol açacağı aşikardır.
Bu değişimlerin sonucunda bizi nasıl bir toplumsallık beklemektedir? İnsan olma deneyimi LLM ile etkileşim aracılığıyla nasıl bir dönüşüme uğramaktadır? LLM’ler hem ilerlemesi ve gelişmesine katkıda bulunduğumuz hem de olumlu/olumsuz pek çok etkisine maruz kaldığımız bir teknolojik atılım ve büyük bir hızla da gelişmeye devam ediyorlar. Genel olarak yapay zeka modelleri, belirli bir gelişmişlik seviyesine eriştiği zaman bizi “tanıyabilirler” mi? Veya biz onları nasıl birer fail hatta birer özne olarak tanıyabilir miyiz? LLM’lerin belirli personalara sahip oldukları, ve bize tam da ihtiyacımız olan hizmeti tercih ettiğimiz üslupla veya yöntemle sunduğunu göz önünde bulundurunca, bu soruları hızlıca geçiştirmek kolay görünmüyor.
Bu konuşmada Hegel’in Tinin Fenomenolojisi ve Hukuk Öğretisinin Ana Hatları metinlerinden yararlanarak ortaya çıkmakta olan yeni normların ve kurumların insanın öznellik deneyimini ve ilişkilenme biçimlerini nasıl etkilediğine ilişkin bir tartışma yürütülecektir. Hegel insan öznelliğinin toplumsal ilişkilenme biçimleri ile olan derin bağlantısına dikkat çeken başat filozoflardan birisidir. Özellikle de “tanınma” (recognition) kavramı, felsefenin yanı sıra sosyoloji, psikoloji, antropoloji gibi pek çok alandan araştırmacının başvurduğu ve geliştirdiği bir mefhum olmuştur. Bu mefhuma göre insanın kendini tanıması ancak başkaları ile olan etkileşimi aracılığıyla mümkündür. Bu durumda yeni etkileşim biçimleri kendimizi de başka biçimlerde deneyimleme olanağını gündeme getirebilir.
Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Atıktan Üretmek”
2026/04/17
Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan
“Atıktan Üretmek”
Konuşmacılar: Studio Blai - Tolga Kalcıoğlu
Moderatör: Nur Gayretli
Dünya genelinde yürütülen Precious Plastic isimli akımın bir parçası olan ve topladıkları plastik atıkları kaplama malzemesine çeviren ekip Studio Blai’den üretimleri hakkında bilgi edinilecek.
Studio Blai, 2021 yılı sonunda, plastik atıklara yepyeni bir hayat kazandırmak ve sürdürülebilir tasarımlar üretmek amacıyla üç mimar tarafından kuruldu. Geri dönüştürdüğümüz plastiklerden ürettiğimiz panelleri, dekor, mobilya ve mimari projelerde kullanarak çevre dostu çözümler sunuyoruz.Amacımız, şehrin plastik atıklarını tasarım dünyasında uzun ömürlü ve estetik ürünlere dönüştürmek. Markalar, mobilya üreticileri, mimarlar ve tasarımcılarla iş birliği yaparak daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz.
Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Sürdürülebilir Gıda Tasarımları”
2026/04/17
Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan
“Sürdürülebilir Gıda Tasarımları”
Konuşmacılar: Lale Çırakoğlu Acar - KÖK Project
Moderatör: Nur Gayretli
Günümüzde çevresel etkileri en aza indirgemek ve kaynakları daha verimli kullanmak adına gıda tasarımları büyük bir önem kazanıyor. Bu söyleşide; sürdürülebilir gıdaların geleceği, çevre dostu ambalajlar ve etkinliklerde sürdürülebilirlik gibi önemli konuları ele alacağız.
Konuşmamızda, gıda tasarımlarında nasıl daha sürdürülebilir adımlar atılabileceğini, bu alanda gelişmelerin nasıl şekillendiğini ve ambalaj seçimlerinin çevresel etkilerini tartışacağız.
Lale Çırakoğlu Acar, aşçılık eğitimi almış bir endüstri ürünleri tasarımcısı olan Lale Çırakoğlu Acar, ürün ve gıda tasarımı alanında uzmanlaşmış bir tasarımcıdır. Serbest olarak çeşitli üretimler ve denemeler gerçekleştiren Lale, gıdanın kendisi, ona eşlik eden ürünler ve gıdanın algılanış ve deneyimlenme biçimleri üzerine çalışmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk gıda kuluçka merkezinde yaratıcı süreçleri planlama ve koordinasyon görevlerini üstlenmektedir. Bu kapsamda Maide ve diğer girişimlerin yaratıcı projelerini hayata geçirmek için yenilikçi stratejiler geliştirmektedir. Tasarım ve gastronomi alanlarındaki derin bilgi birikimiyle, gıda ve tasarım arasındaki etkileşimleri araştıran, dönüştüren ve yeni deneyimler yaratan bir vizyona sahiptir.
Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Toprak ile Mekanlara Dokunmak”
2026/04/17
Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan
“Toprak ile Mekanlara Dokunmak”
Konuşmacı: Mono Earth
Moderatör: Nur Gayretli
Üretilirken hiçbir atık açığa çıkarmamasının yanı sıra, kullanımı sona erdiğinde de doğaya yüzde yüz geri dönüşebilen sıkıştırılmış toprak teknolojisini kullanan Mono Earth’ün hikayesi ve bu alanda farklı ölçekteki çalışmaları konuşulacak.
Mono Earth, doğal olanın güzelliğini sanatın öznesi haline getirmek isteyen toprak sanatçıları ve tasarımcılarıdır. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak Sıkıştırılmış Toprak üzerine yoğunlaşsa da, farklı toprak inşa teknikleri de kullanıyor, ham toprağın farklı ölçek ve bağlamlardaki olanaklarını araştırıyoruz. Tasarım ve sanat aracılığıyla toprağın bir malzeme olarak rolünü yeniden düşünmek ve bu malzemeye dair yerel ve uluslararası ölçekte yeni algılar yaratmaya başlıca amaçlarımızdan. Ayrıca, atölyeler aracılığı ile malzemenin potansiyeli ve güzelliğine duyduğumuz heyecanı insanlar ile paylaşıyoruz.
Podcast reviews
Read Akbank Sanat podcast reviews
Podcast sponsorship advertising
Start advertising on Akbank Sanat relevant audience podcasts
You may also like to advertise on these Podcasts

4.922981185
Dropping Bombs
Brad Lea: CEO, Entrepreneur, and Host of The Bottom Line

4.723792000
Everything Everywhere Daily
Gary Arndt

4.6652432197
The Charlie Kirk Show
Charlie Kirk

4.6253602000
The Glenn Beck Program
Mercury Radio Arts

4.682521300
The Daily Beast Podcast
The Daily Beast, Joanna Coles

4.721121501
Everyone's Business (But Mine) with Kara Berry
Kara Berry

4.818402000
The Cabral Concept
Dr. Stephen Cabral

4.746791058
Tom Bilyeu's Impact Theory
Impact Theory

4.8259091496
Relatable with Allie Beth Stuckey
Blaze Podcast Network

4.930941700
Arseblog Arsecast, The Arsenal Podcast
arseblog.com