
Advertise on podcast: Kendine Tanı
This podcast has
84 episodes
Language
TurkishPublisher
Nevin ÖztürkExplicit
No
Date created
2020/08/09
Latest episode
2026/10/11
Average duration
37 min.
Release period
40 days
Description
Şifalandırmak önce kendini doğru “tanı”madan geçer. Farkındalık, öz-şefkat, psikoloji, spirituellikle dolu bir podcast. Daha fazla içerik için İnstagram’da @kendinetanı hesabını takip et! Soru, görüş ve bireysel danışmanlık için: DM 📩 IG @kendinetanı
Unlock Kendine Tanı podcast Email contact info,
Listeners & Audience details
Email contact information
Direct podcast contact details

Listeners
Audience numbers & engagement insights

Audience details
Podcast Insights

Podcast episodes
Check latest episodes from Kendine Tanı podcast
#84 Korku ve kaygılarının ötesinde henüz yaşamadığın bir hayat seni bekliyor…
2026/10/11
Çoğumuz her gün büyük ve küçük bir çok kaygı yaşıyor ve bununla nasıl baş edeceğimizi bilemiyoruz. Yaşadığımız kaygılar hayatımızı o kadar derinden etkiliyor ki çok istediğimizi bildiğimiz bir şey için (sağlık, ilişki, yeni bir iş, anlamlı bir hayat, taşınma…) bile harekete geçmek yerine başımıza gelebilecek kötü olasılıkları sürekli zihnimizde döndürürken buluyoruz.
Bu bölümde yaşadığımız kaygılara başka bir bakış açısı getirmeye çalıştım. Ya kaygı ve korkulardan kurtulmaya çalışırken kendimizle ilgili keşfedebileceğimiz şeyleri de kaçırıyorsak? Ya burada yaşadığımız kaygının bize anlatmaya çalıştığı başka bir yaşam potansiyeli var ise? Başarısız olmaktan, reddedilmekten, kontrolü kaybetmekten ya da gerçekten istediğimiz hayatı yaşamaya başlamaktan neden korkarız? Korkularımız bizi neyden korumaya çalışıyor? Ve bazen bizi durduran şeyin ardında, henüz yaşayamadığımız bir ihtimal olabilir mi? Bunlara samimi ve pratik şekilde birlikte bakalım istedim.
Kiegaard kaygı için “özgürlüğün baş dönmesidir” der. Çünkü, özgürlük hayatlarımızda seçim yapabildiğimizde ve hata yapma cesaretini gösterdiğimizde mümkündür. O halde kaygıyla yüzleşmek gerçekten ne anlama geliyor? Her korkunun üzerine gitmeli miyiz, yoksa önce onun bize ne anlatmaya çalıştığını mı anlamalıyız?
Belki de kaygı ve korkularımızın altında her zaman gizli bir potansiyel olmayabilir ama bazen korktuğumuz şeyin içinde, kendimize henüz izin vermediğimiz bir arzu, sahiplenmediğimiz bir yanımız ya da yaşayabileceğimiz yeni, bambaşka ve bizim biricikliğimize özgü bir hayat ihtimali saklı olabilir…
Bu bölüm, korkusuz ve kaygısız olmayı değil; kaybımıza rağmen korktuğumuz şeyle ilişkimizi değiştirmeyi, kendimizi daha derinden tanımayı ve belirsizliğe rağmen seçim yapabilmeyi keşfetmek ve buna cesaret etmek için toplu bir davet.
Belki de kendimize sormamız gereken asıl soru şu: Korkunun seni korumaya çalıştığı şey ne ve onun ötesinde seni bekleyen nasıl bir hayat ihtimali var?
#83 Seçilmekten Seçmeye: Sağlıklı bir ilişkiye hazır olmak için neye ihtiyacım var?
2026/08/08
Bir ilişkiye hazır olmak, hayatımıza doğru insanın girmesini beklemekten ziyade çoğu zaman çok daha derin bir dönüşümün habercisi. Daha çok kendimizi “doğru insanı” bulmakla ilgili kaygılar taşırken buluyoruz. İlişkilere bakış açımız içsel olgunluğumuzun bir yansıması iken çoğunlukla kendimizi karşı tarafın bizi seçip seçmediğine, geç kalıp kalmadığımıza, ilişkinin uzun soluklu olup olmayacağına odaklanıyoruz. Oysa ki sağlıklı bir ilişki yaşayabilmek için önce kendimizde neleri dönüştürmemiz gerektiğini çoğu zaman sormuyoruz bile…
Bu bölüme sağlıklı bir ilişkiye hazır olup olmadığımızı anlayabilmek için kendimize sorabileceğimizi ve kendimizi sorgulayabileceğimiz bazı yaşam deneyimlerini bıraktım. Sağlıklı bir ilişki, bizi tamamlayacak birini bulmaktan ziyade; kendimizden vazgeçmeden biriyle birlikte olmayı öğrenmekten geçiyor. Bunun yollarını da bu bölümde birlikte keşfedelim istiyorum. Sevgiyle kalın ❤️
#82 Her insan sana dair bir suret taşır içinde
2026/06/24
Rüyalarımızda gördüğümüz her bir kişi, figür, yer bize ait bir semboldür ve anlamı sadece bizim hikayemize özgüdür. Rüyada gördüğümüz bu sembolleri bireysel olarak anlamlandırdığımızda kendimizle ilgili bilinmeyenleri su yüzüne çıkartma şansına sahip oluruz ve dönüşüm için bir şans elde ederiz.
Gerçek hayatımız da bundan çok farklı değildir aslında. Hayatımızda karşımıza çıkan her insan ve onlarla yaşadığımız her bir olay( çatışma, aşk, tetiklenme) bizim hikayemizi bize anlatmak için oradadır. İster rüya ister gerçek hayat olsun gördüğümüz her şey bizizdir ve bize aittir. Ne zaman ki biz buradaki örüntüleri, kompleksleri, gölgeleri fark edip dönüştürürsek o zaman hayat sahnemiz de kendiliğinde tıpkı rüyalarımızda olduğu gibi değişmeye başlar.
Eğer hayatımızda takılı kaldığımızı hissediyorsak hayatımızı da bir rüya sembolü gibi yorumlayıp “burada anlatılmak istenen mesaj ne? Bu rüya benden neyi değiştirmemi/dönüştürmemi/farketmemi istiyor?” diye sorabilirsek döngülerimizi fark edip kırmak da mümkün hale gelir. Çünkü gerçek hayat aslında rüyanın ta kendisidir.
#81 Anne Arketipi: Besleyen mi Yoksa Boğan mı? Demeterden Kendine Ebeveynliğe Geçiş…
2026/05/10
Annelik dendiğinde ilk akla gelen hikaye Yunan mitolojisindeki Demeter ve Persephone hikâyesidir. Ancak bu hikayeye Jungian bakış açısı ile bakıldığında annelik arketipi ile ilgili bize çok daha fazlasını anlatır. Annelik, biyolojik annelikten daha fazlasını barındırmakla birlikte kadın-erkek hepimiz içinde bulunan bir arketiptir. Çünkü “anne” dediğimiz enerji sadece çocuk doğurmakla ilgili değil; beslemek, alan tutmak, büyütmek, korumak, kontrol etmek, bırakmak ve ayrışabilmekle ilgili bir arketip. Dolayısıyla bu enerjileri yaşadığımız her yerde cinsiyetimizden, konumumuzdan bağımsız hepimiz anneliği de yaşıyoruz.
Türkiye gibi anneliğin kutsallaştırıldığı toplumlarda kadınların çoğu zaman sadece “anne” kimliğine indirgenmesi, bu arketipin gölge tarafını da görünmez hale getiriyor ve hatta anneliği çoğunlukla gölgesinde yaşatıyor. Fedakârlığın yüceltildiği ama bireyleşmenin suçluluk yaratabildiği bir kültürde; çocuk kadınlar, çocuk erkekler ve birbirinden psikolojik olarak ayrışamayan ilişkiler oluşabiliyor.
Eğer kendinize ebeveynlik yaptığınız, kendinizi şifalandırdığınız bir süreçteyseniz, ebeveynlerinize kırgınlığınızı daha iyi anlamak istiyorsanız, anne olmak isteyip olamama kaygısı duyuyorsanız, biyolojik olarak anne iseniz, anne olmayı bilinçli olarak seçmediyseniz, bir partner ilişkiniz varsa bu bölümde bir çok konuya cevap bulabilirsiniz.
Bu bölümde:
- Demeter ve Persephone miti bize psikilojik olarak sağlıklı anne-çocuk bağı açısından ne anlatıyor?
- Besleyen anne ile boğucu anne arasındaki fark ne?
- Neden bazı ilişkilerde “bakım verme” aslında kontrol biçimine dönüşüyor?
- Partnerlikte, iş hayatında, terapide ya da spiritüel alanlarda bu arketip nasıl çalışıyor?
- Kendini sürekli kurtarıcı rolünde bulan insanlar neden tükeniyor?
- İçsel çocuk çalışmaları ve kendine ebeveynlik neden bu kadar önemli?
- Sağlıklı Demeter enerjisi (annelik) nasıl yaşanır?
-
Hepimizin içinde hem Demeter hem Persephone var ve iyileşme dediğimiz şey bazen, içimizdeki çocuğu sonsuza kadar korumaya çalışmak değil; onun büyümesine izin verebilmekte başlıyor.
Bu bölümü faydalı bulduysanız paylaşıp başkalarına da iyi gelmesine destek verebilirsiniz.
#80 Dışarıyı beklemeyi bırakıp kendi içsel bahçene yönelme vakti
2026/03/29
Bir gün zayıflarsam kendimi daha çok seveceğim…
Tamamıyla iyileştiğimde sağlıklı bir partner bulacağım…
Hayat amacımı bulduğumda hayatım daha anlamlı olacak…
Hayal ettiğim işe, eve, arabaya sahip olduğumda rahat edeceğim…
Doğru arkadaşlıklar kurduğumda hayatımdan daha keyif alacağım…
Bu liste uzayıp gidiyor ve hayatımız bekleme listesinde asılı kalıyor çoğu zaman. Biz beklerken de hayatımız akıp geçiyor, gelecek hiç gelmiyor ve biz istediğini alamayan bir alacaklı gibi hayata kızıyoruz. Oysa gelecek de geçmiş de bugünden kurulur ve ne zamanki gelecekteki dış koşulların gerçekleşmesini beklemeyi bırakıp şu an içimizde var olan sonsuz yaratım ve var olma potansiyeline odaklanırız o zaman hayatın bizim için bize özel biricik planları olduğunu da anlarız. Kendi içsel bolluğumuzdan hareket ettiğimizde bize uygun olan hayat planı da işlemeye başlar ve beklediğimiz şeylerin zaten istediğimiz yada bize uygun olmayan inançlar, koşullanmalar olduğunu idrak etmiş oluruz.
Daha önceki bölümde “geç kalmışlık hissi” ile takılı kaldığımız geçmişten konuşmuştuk. Bu bölümde ise gelecek beklentilerimiz ile koşullandırıp yaşayamadığımız şimdimizden ve bu konuda bakış açımızı nasıl değiştirebileceğimiz ve hayatımızı bir bekleme listesi gibi yaşamak yerine kendi yaratımımız haline getirebileceğimizden bahsettim.
Kalbinize dokunmasını dilerim ❤️
Yorum ve görüşlerinizi bana gönderebilirsiniz. Fayda bulabileceğini düşündüğünüz kişilerle bölümü paylaşırsanız Kendine Tanı’nın daha fazla kişiye dokunmasına destek vermiş olursunuz.
Sevgimle,
Nevin
#79 Neden yapamıyoruz? İçsel Çocuk, İçsel Otorite ve Erteleme Döngüsü
2026/01/21
Erteleme her zaman bir tembellik göstergesi mi, yoksa bize çok daha derin bir şey anlatıyor olabilir mi?
Özellikle bizim coğrafyada bunun çok daha ortak bir sorun olduğunu görebiliriz. Hayatımız adeta erteleme üstüne kurulmuştur. Çoğunlukla bunun ana sebebi çocuklukta otorite figürlerinin seslerinin yetişkin hayatımızda da içselleştirmemizden kaynaklanır. İçsel çocuğumuz adeta düşeceği yada yeterince iyi yürüyemeyeceği kaygısı ile emeklemeyi bile deneyemez hale gelir. Burada olan tembellik değil dışarıdaki otoriteye karşı içsel çocuğu korumaktır. Ancak günün sonunda kendimizi yine “yapamıyorum” döngüsünde bulmaya devam ederiz
Oysa ertelemeyi aşmak için daha fazla disipline değil, daha fazla içsel temasa ihtiyacımız var. Bu bölümde ertelemenin sebeplerinden bahsederken sizlerle küçük ama dönüştürücü bir farkındalık alanı paylaşmaya çalıştım.
Bölümü dinledikten sonra yorumlarınızı ve deneyimlerinizi benimle Instagram hesabım yada [email protected] adresine email atarak paylaşabilirsiniz.
#78 Eski benliğinin ölümüne izin vermeden kendini doğuramazsın (personanın geri çağrısı)
2025/12/22
Geçtiğimiz dönemde* dönüşüm, bırakış ve kabullenişe dair yoğun bir çağrı aldık. Kimilerimiz bu çağrıya uydu ve eski benliğinin yavaş yavaş çözümüne tanıklık etti. Ancak en korkutucu olan yeni benliğe ve bilinmezliğe doğru adım atarken eşikten geçiş aşamasıdır. Çünkü çoğu zaman kendimizi “artık çözdüm” dediğimiz şeyleri tekrar ederken buluruz. Jung buna “personanın geri çağrısı” der. Bitirdim dediğimiz eski sevgilimiz bizi arar, bıraktığımız iş hayatımızdan bir teklif alırız ve kendimizi artık bize uymayan bir kalıbı tekrar ederken buluruz. Burada ego bize “bu kadar belirsizlikle yaşamak istediğine emin misin?” diye sorar ve içsel yolculuk tamamlanmışsa ve cevabımız “…rağmen evet” ise eşik bekçileri bize kapıyı açar. Eşik artık geçilmiş ve özbenliğimiz giden yola girilmiştir. Eski benliğimizin ölümünü göze alıp kendimizi doğururuz. Ancak, bu bazen iki dünyanın entegrasyonu ile de mümkündür.
Bu ayrımı nasıl anlayacağız? Yeni benliğimize geçişte bizleri neler bekliyor? Bu bölümde anlattım.
*Her ne kadar bu bölümde 2025 yılını değerlendirdiysem de bu bölümü ne zaman dinliyorsan senin için doğru zaman o zamandır.
Bu vesile ile hepinize öz benliğinizle daha çok hemhal olduğunuz mutlu bir yıl dilerim 🎄💫
Sevgimle ❤️
#77 Geç kalmışlık hissi üzerine
2025/12/03
Hayatımızın hangi aşamasında olursak olalım durup geriye doğru baktığımızda keşkeler listemizle birlikte geç kalmışlık hissi de eşlikçimiz olur. Gerçekten arzu duyduğumuz şeyleri yapmak için hayatı erken tüketmiş ve istediğimiz durakta inmek için de kendimizi geç kalmış hissederiz. Bu halin çoğumuz için tanıdık olduğuna eminim.
Bize geç kalmışlık hissini yaşatan asıl şey: yaşamda kendimizi bir özne olarak görmeyi bırakıp bir nesne haline getirmemizde. Sanki yaşamın kendisi üzerinde belirli durakların olduğu lineer bir düzlem ve biz o duraklarda doğru zamanda durup yolu takip edersek mutlu olacağız yanılsamasındayız. Hayat bu şekilde bizim yarattığımız bir yaşam formu olmaktan çıkıp performans gösterilmesi gereken bir sahne haline geliyor. Bu da kendimize, özümüze ve yaşamımıza yanancılaşmamıza neden oluyor.
Bu bölümde geç kalmışlık hissinin nedenleri, hayatımızdaki iz düşümleri ve hayatımızın öznesi haline tekrar nasıl gelebilirizi paylaştım.
Yorum ve görüşlerinizi merakla bekliyorum. İlgini çekebileceğini düşündüğünüz kişilerle paylaşıp destek verirseniz çok mutlu olurum.
Bölüm 16: Chiron – Yaralı Şifacı (Lostrisastroloji)
2025/10/01
Bu bölümde “Kendine Tanı” podcastinin sahibi sevgili Nevin ile birlikte haritalardaki en önemli göstergelerden biri olan Chiron’u ve “yaralı şifacı” arketipini ele aldık.
Chiron’un anahtar sembolüyle bize gösterdiği yaralarımızı, kırılganlıklarımızla olan bağını, mitolojik hikâyesini ve bu hikâyenin ardındaki derin sembolizmayı konuştuk.
Yara ve travmalarımızın aslında bizi nasıl benzersiz kıldığını, öz-kabullenmenin şifalı gücünü ve bu sürecin hayatımıza kattıklarını paylaştık.
Kendi yolculuğunuza ışık tutmasını umduğumuz bu sohbeti kaçırmayın. Keyifli dinlemeler!
“Yara ışığın sana akacağı yerdir”
-Rumi
#76 Yaşamını belirleyen şey seçimlerin
2025/09/21
İyileşmek dediğimiz süreç hayatımızda sorunsuz ilişkiler, olaylar yaşayacağım, hep iyi insanlarla karşılaşacağım vaadinde bulunmaz. Yaşam devam ettiği sürece iyiler kadar kötü insanlar, olaylar ve tecrübeler yaşamaya devam edeceğiz. Ancak, iyileşmek tam da hayat bizi zorladığında, “kötü”lerle“olumsuz” tecrübelerle karşılaştığımız da merkezimizde kalarak bir “seçim” şansına sahip olduğumuzu hatırladığımızda başlıyor. Bazen sadece yaşanan tecrübeye kişisel anlamlar yükleyip anlamlandırmaya çalışmak yerine kötüye “kötü” diyerek olduğu gibi kabul etmek ve yüzümüzü hayatımızda büyütmek istediğimiz iyiye döndürmek, büyütmek istediğimiz şeye tutunmak esas olan. Düşüncelerimizin hayatımızı nasıl şekillendirdiğini farkettiğimizde bizim inanç sistemimizle birlikte her şey de şekil değiştiriyor.
Bugün popüler olan; “her şey kötüye gidiyor” diyor bize. Her şey daha da kötüye gitmiyor, sadece kötülük ve iyilik daha da görünür hale geldi. İyi haber ise bu ikisi arasında bir seçim şansımızın olduğu. Ben neyi büyütmeyi tercih ediyorum? Odaklanmamız gereken yer burası.
Gelin birlikte bu soruya cevap bulalım.
Yorum ve paylaşımlarınız benim için çok değerli. Eğer bu bölümü faydalı bulduysanız sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın.
Benimle birlikte çalışmak veya görüşlerinizi paylaşmak isterseniz kendinetanı@gmail.com veya @kendinetanı instagram hesabından bana mesaj atabilirsiniz.
Sevgimle,
N
#75 Varmak istediğin yerde eski hayatın olmayacak
2025/08/26
Her birimizin geleceğe dair bir duası, niyeti var. Ancak çoğu zaman bu duanın gerçekleşmesi için yapmamız gerekenlerin ne olduğunu bilmiyoruz. Aslında biz farkında olmadan tüm dualarımız kabul oluyor. Ancak, çoğu zaman yeni hayatımızın eski benliğimize ve hayatımıza ne şekilde mal olacağını öngöremiyoruz. İstiyoruz ki eski hayatımıza dair bavulumuz da yeni hayatımıza bizi götürecek olan o küçük teknede kendine bir yer bulsun. Oysa onu taşıyacağım diye ısrar ederken teknenin su aldığını fark etmiyoruz. Ne yeniye yer açabiliyor ne de eskiyi yaşamaktan keyif alabiliyoruz…
Öz benliğimizle buluşmaya giderken yolda yitireceğimiz çokça şey var. Ancak her biri bize ait olmayan parçalar ve emin olun her bir kayıp kendimizle buluşmaya fazlasıyla değer.
Podcasti dinledikten sonra benimle görüşlerinizi ve fayda bulacağını düşündüğünüz kişilerle bölümü paylaşmayı unutmayın! Sevgimle, N.
#73 İçindeki çocuğa kulak ver: Yaşamayı mı, Hayatta Kalmayı mı Seçiyorsun?
2025/06/23
Hayatı başarı odaklı bir mücadele alanı olarak mı yaşıyoruz, yoksa her anı merakla, keyifle keşfedilecek bir deneyim alanı olarak mı?
Bu bölümde içsel çocuğumuzla yeniden bağ kurmanın yollarını, anda kalmanın nasıl bir dönüşüm yarattığını ve hayatta kalma dürtüsünden yaşam coşkusuna geçmenin ruhsal boyutlarını konuştum.
Kendini “Neyi gerçekten yaşamak istiyorum?”, “Neden sürekli aynı yerde takılıp ilerleyemiyorum?” diye soruyorsan, bu bölüm sana içerden gelen yanıtları hatırlatmak için alan tutabilir.
Hayata çocuksu merak duygusunu getirmek, kendi içsel gücünden ve motivasyonundan hareket ederek yaşamak, başarıya değil anlam ve meraka yönelmek hepimiz için mümkün. Sadece bizde varolan içsel gücümüzü ve bilgeliğimizi tekrar hatırlamamız lazım. Bu bölüm umarım seni kendinle tekrar buluşturur ❤️
Bölümü beğendiysen fayda sağlayacağını düşündüğün sevdiklerinle paylaşıp beni takip edersen daha çok içerik üretmemde katkı sağlamış olursun ❤️🙏🧚♀️ Sevgimle
#72 Yıkımın Ardından Gelen Araf Dönemi: Travma Sonrası Büyüme
2025/05/30
Yıkımın Ardından Gelen Araf Dönemi: Travma Sonrası Büyüme
Hayatımızda sağlam diye düşündüğümüz kuleleri bir anda yıkan travmatik deneyimler sonrası gelen geçiş dönemi herkes için oldukça zorlayıcıdır. Eski kimlik, inançlar, amaçlar ve davranış biçimleri artık işlevini yitirmiştir. Bundan sonraki süreçte eskiye dönmenin yaşadığımız acı verici tecrübe sonrası mümkün olmadığını biliriz. Öte yandan yeni benliğimiz, inançlarımız, amaçlarımız ve davranışlarımız henüz oluşmamıştır. Bu yüzden bu bilinmezlikle dolu araf dönemi yıkımın kendisinden çoğu zaman çok daha acı vericidir.
Oysa yaşamdaki yıkımlar, ardından sadece acı değil, aynı zamanda dönüşüm ve büyüme potansiyeli de taşır. Araştırmalar, travma yaşayan bireylerin önemli bir kısmının hayatlarında olumlu gelişmeler yaşadığını gösteriyor. Buna “Travma Sonrası Büyüme” de deniyor.
Tarot’taki “Yıldız” kartı bu süreci simgeler: arınma, umut, teslimiyet ve yeniden doğuş. Yıkımın ardından büyüme, acıyla birlikte bilgelik geliştirebilme kapasitemizi artırır.
Bu bölümde yıkımın(travmanın) ardından büyümenin nasıl gerçekleşebileceğini, yaşadıklarımızı bilge benliğimize nasıl dönüştürebileceğimizi, bunu sağlamak için hangi bakış açısına ve koşullara sahip olmamız gerektiğini anlattım.
Hatırla: Yıkım bir son değil, yıldızın yeniden parlamaya başladığı andır.
#71 Yıkımın İçindeki Öz: Kule Yıkılırken Kali Güler
2025/05/05
Özellikle yaşadığımız son dönemlerde bireysel ve kollektif olarak ani gelişen çok fazla yıkım ile karşı karşıyayız. Bu kollektif anlamda dünyadaki ekonomik ve politik gelişmeler, yersel ve göksel olaylar olmakla birlikte kendi bireysel hayatlarımızda da asla yıkılmaz dediğimiz kalelerin yıkıldığına tanıklık edebiliyoruz. Asla başımıza gelmez diye düşündüğümüz olaylar yerle bir olduğumuz hissini uyandırabiliyor.
Bu bölümde, Tarottaki Yıkılan Kule kartı ve Hinduizm'in yıkım ve yeniden doğuş tanrıçası Kali üzerinden, hayatlarımızdaki ani kayıpların, bireysel ve kolektif krizlerin aslında özbenliğe açılan kapılar olabileceğinden bahsettim. Ezoterik sembollerin diliyle, kaosun içindeki bilgeliğe, hastalığın içindeki şifa enerjisine ve yıkımın ardındaki içsel özgürlüğe dair çağrıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bu bölüm, dönüşümün karanlık yüzüne şefkatle bakmak isteyenler için bir davet.
Bölümle ilgili yorum ve görüşlerinizi Kendine Tanı instagram hesabı üzerinden paylaşmayı unutmayın!
Sevgimle,
Nevin ❤️
#70 Kaygı döngüsünü kırmak
2025/04/10
Bulunduğumuz coğrafyanın bir mensubu olmak kronik kaygı bozukluğuna her gün bir davet almak gibi. Ne yazık ki kendimizi çoğunlukla kontrol edemeyeceğimiz sorunlarla başa çıkmaya çalışırken bulabiliyoruz. Oysa kontrol edemediğimiz durumlar hayatımızı zorlaştırmak için orda değiller. Bizi odağımızı yeniden bulmaya çağırırlar.
Kaygı ve korktu döngüsüne girdikçe, kontrolü kaybetmemek için sıkı sıkıya tutundukça,
asıl olanı—dengenin kendiliğindenliğini—çoğu zaman kaybederiz. Bu bölümde bu döngüyü kırmak için neler yapabileceğimizi hem metaforlar üzerinden hem de birlikte kolaylıkla yapabileceğimiz bir iki küçük egzersiz üzerinden anlatmaya çalıştım.
Ve belki de tek ihtiyacımız olanın,
küçük bir adım olduğunu tekrar hatırlatmak istedim.
Umarım birazcık olsun merkezine dönmeni sağlamıştır. Kalbine değerse, paylaşmayı unutma! @kendinetanı instagram hesabı üzerinde yorum ve görüşlerini benimle paylaşırsan beni çok mutlu edersin ❤️
Podcast reviews
Read Kendine Tanı podcast reviews
Podcast sponsorship advertising
Start advertising on Kendine Tanı relevant audience podcasts
You may also like to advertise on these Podcasts

4.2155648
TENNIS.com Podcast
TENNIS.com Podcast/Tennis Channel Podcast Network

4.510854773
The Joe Budden Podcast
The Joe Budden Network

4.611647506
The Bulwark Podcast
The Bulwark

4.711493390
Matt and Shane's Secret Podcast
Matt McCusker & Shane Gillis

4.82533180
Smosh Reads Reddit Stories
Smosh

4.975203750
Small Town Murder
James Pietragallo, Jimmie Whisman

4.71294595
Bulwark Takes
The Bulwark

4.8583398
Didn't I Just Feed You
Stacie Billis and Meghan Splawn

4.4503509
Warfare
History Hit

4.8296741990
Fantasy Footballers - Fantasy Football Podcast
Fantasy Football