1550518297
Şiir Sever

Advertise on podcast: Şiir Sever

Rating
★★★★★
5
from
1 reviews
Categories
Country
United States
This podcast has
30 episodes
Language
Turkish
Publisher
Şiir Sever
Explicit
No
Date created
2021/01/24
Latest episode
2026/01/03
Average duration
3 min.
Release period
92 days

Description

Türk Edebiyatı'nın eşsiz ve can alıcı şiirlerinin hayat bulduğu o podcast...

Unlock Şiir Sever podcast Email contact info,
Listeners & Audience details

Email contact information

Direct podcast contact details

Listeners

Audience numbers & engagement insights

Audience details

Podcast Insights

Podcast episodes

Check latest episodes from Şiir Sever podcast


Ümit Yaşar Oğuzcan - Bir Gece Ansızın Gelebilirim
2026/01/03
Melankolinin zirve yaptığı, saplantılı bir aşkın manifestosu. İşte Ümit Yaşar Oğuzcan'dan Bir Gece Ansızın Gelebilirim: Bu kadar yürekten çağırma beniBir gece ansızın gelebilirimBeni bekliyorsan, uyumamışsanSevinçten kapında ölebilirimBelki de hayata yeni başlarımİçimde küllenen kor alevlenirBakarsın hiç gitmem kölen olurumBelki de seversin beni kimbilirKal dersen, dağlarca severim seniBir deniz olurum ayaklarındaAşk bu özleyiş bu, hiç belli olmazKalbim duruverir dudaklarında.Ya da unuturum kim olduğumuHatırlamam belki adımı bileBelki de çıldırır, deli olurumSana kavuşmanın heycanıyleAşk bu, bilinir mi nereye varırNe durdurur özlemini, seveniBakarsın ansızın gelebilirimBu kadar yürekten çağırma beni. -Ümit Yaşar OĞUZCAN
Atilla İlhan - Bitsin Dedik
2024/12/31
Bu şiir, bir bekleyişin ortasında sıkışıp kalmış bir ruhun, yokluğun derinliklerinde yankılanan sessiz çığlığı gibi. Gecenin rüzgârında savrulan bulutlar, yalnızlığın birer metaforu; her biri uzaklaşırken geride bıraktığı iz, unutulmuş bir aşkın silüeti. Şairin gözleri, artık bir anlam taşımayan bir ufka bakarken, dans eden bir hayal kadar gerçek olmayan bir sevgiliyi izliyor. “Sarmaşıklı ev” bir zamanlar güvenin ve huzurun sembolüydü, şimdi ise yalnızca geçmişin hayaleti. “Her akşamki keman” notalarını kaybetmiş; komşunun melodileri susmuş. Şair, bir zamanlar doldurulmuş olan tüm boşlukların şimdi yankılandığı bir sessizlik içinde. Ve sen… Neredesin? Bunu sadece şair değil, okuyucu da hissediyor. Sanki bu soruyu hepimiz birine sormuşuz gibi: "Neredesin?" Belki de bir insanın diğerine en içten fısıldadığı cümlelerden biri bu. “İşte kalbim, işte şiirlerim,” derken şair, varoluşunun tüm çıplaklığını ortaya seriyor. Artık ne bir maske var ne de bir mesafe. Sevilen kişiye dönük bir özlem var, ama aynı zamanda bir teslimiyet. “Sen gelsen,” diye başlayan her kelime, gerçekleşmeyecek bir ihtimale tutunmanın acısını anlatıyor. Rüzgâr, gece ve sonbahar yıldızları arasında bir kalbin kendine bile itiraf edemediği kaybı anlatıyor. Son cümle ise insanı darmadağın eden bir kapanış: “Ağlasam.” Çünkü bazen gözyaşları, kelimelerin ifade edemediği duyguların tercümanıdır. Bu şiir, her dizesinde hem bizi hem de kendi yaralarını ağlatıyor. -Bitsin Dedik bitsin dedik bitmedi beklemek İşte gece rüzgarlı gece işte bulutlar almış başını gidiyor yine bensiz dans edeceksin demek müzik sen sahnede sahne rüzgarda gözlerin gözlerin uzaklarda ben kimim yağmurlar içinde mahzun nerde saadetimiz nerde sarmaşıklı ev nerde her akşamki kemanı komşumuzun ya sen nerdesin nerdesin işte rüzgar işte sonbahar yıldızları işte kalbim işte şiirlerimsen gelsen elini alnıma koysan saçlarını öpsem ağlasam... -Atilla İlhan
Atilla İlhan - Ayrılık Sevdaya Dahil
2024/11/04
Ayrılık sonrası akla gelip can yakan işte bu şiir! Ayrılık Sevdaya Dahil açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli saatinde yıldız alacasının gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın rüzgâr uzak karanlıklara sürmüş yıldızları mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan onu çok arıyorum onu çok arıyorum heryerinde vücudumun ağır yanık sızıları bir yerlere yıldırım düşüyorum ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili hiç bir anı tek başına yaşayamazlar her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili telâşlı karanlıkta yumuşak yarasalar gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusu yıldızlar inanılmayacak bir irilikte yansımalar tutmuş bütün sâhili çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili yalnızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık hava ağır toprak ağır yaprak ağır su tozları yağıyor üstümüze özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı karanlık çöktü denize yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin ne yanına dönsen bir yerin kesilir fenâ kan kaybedersin kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı hâlâ kıpkızıl gülümseyen -sanki ateşten bir tebessüm- zehir zemberek aşkımız -Attilâ İlhan, Bir Avuç Kıvılcım, S. 64-69
Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir
2023/11/21
Her zaman da doğru olmayan bu şiirdeki önermedeki "aşk" çoğu kez tek kişilik olabilmektedir. Zira karşılıklı olanı epey azdır. AŞK İKİ KİŞİLİKTİR Değişir yönü rüzgârınSolar ansızın yapraklar;Şaşırır yolunu denizde gemiBoşuna bir liman arar;Gülüşü bir yabancınınÇalmıştır senden sevdiğini;İçinde biriken zehirSadece kendini öldürecektir;Ölümdür yaşanan tek başına,Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştırGeceler boyu sevişmelerden;Binlerce yıl uzaklardadırBinlerce kez dokunduğun ten;Yazabileceğin şiirlerÇoktan yazılıp bitmiştir;Ölümdür yaşanan tek başına,Aşk iki kişiliktir. Avutamaz olur artıkSeni, bildiğin şarkılar,Boşanır keder zincirlerindenSular tersin tersin akar;Bir hançer gibi çeksen de sevginiOnu ancak öldürmeye yarar:Uçarı kuşu sevdanınAlıp başını gitmiştir;Ölümdür yaşanan tek başına,Aşk, iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece,Tüketilmiş ve düşmüş gözden;Düşlerinde bir çocuk hıçkırırGece camlara sürtünürken;Çünkü hiçbir kelebekTek başına yaşamaz sevdasını,Severken hiçbir böcekHiçbir kuş yalnız değildir;Ölümdür yaşanan tek başına,Aşk iki kişiliktir. - Ataol Behramoğlu (Temmuz 1994)
Aziz Nesin - Yokluğundaki Sen
2023/11/02
Yine yalnız değilim her zamanki gibi Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım Aramızda yirmibeşbin kilometre Sen kıştasın ben yazdayım Sen bir yarısında dünyanın Ben öte yarısındayım Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun Daha da bir gönlümcesin Varlığından bin kat güzel O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz Ve en gizlerden konuşurken ellerin İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden Sevisiyoruz yirmi beşbin kilometreden
Cemal Süreya - 8:10 Vapuru
2023/08/24
Boğazınıza düğümlenenleri bir çırpıda önünüze seren işte bu şiir bizlere duygulara şu sözlerle tercüman oluyor: Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var Mavi ipek kış çiçeği Sigara içmek için Üst kata çıkıyorsun Sesinde ne var biliyor musun Uykusuz Türkçe var İşinden memnun değilsin Bu kenti sevmiyorsun Bir adam gazetesini katlar Sesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler var Banyonun buzlu camı Birkaç gün görünmedin Okul şarkıları var Sesinde ne var biliyor musun Ev dağınıklığı var İki de bir elini başına götürüp Rüzgarda dağılan yalnızlığını Düzeltiyorsun Sesinde ne var biliyor musun Söylemediğin sözcükler var Küçücük şeyler belki Ama günün bu saatinde Anıt gibi dururlar Sesinde ne var biliyor musun Söyleyemediğin sözcükler var -Cemal Süreya
Orhan Veli Kanık - Aşk Resmi Geçidi
2023/05/02
Henüz 36 yaşında ölen Orhan Veli'nin, ölümünden sonra bir diş fırçasına sarılı olarak bulunan ve yarım kalmış işte o şiiri: Birincisi o incecik, o dal gibi kiz, Simdi galiba bir tüccar karisi. Ne kadar sismanlamistir kim bilir. Ama yinede de görmeyi çok isterim, Kolay mi? ilk gözagrisi. Ikincisi Münevver Abla, benden büyük Yazip yazip bahçesine attigim mektuplari Gülmekten katilirdi, okudukça. Bense bugünmüs gibi utanirim O mektuplari hatirladikça. ............................çikar ............................durduk mahallede ..........................................halde ...........................adlarimiz yan yana yazilirdi duvarlara .......................................yangin yerlerinde. Dördüncüsü azgin bir kadin, Açik saçik seyler anlatirdi bana. Bir gün de önümde soyunuverdi Yillar geçti aradan, unutamadim, Kaç defa rüyama girdi. Besinciyi geçip altinciya geldim Onun adi da Nurünnisa. Ah güzelim Ah esmerim Ah Canimin içi Nurünnisa. Yedincisi Aliye, kibar bir kadin Ama ben pek varamadim tadina, Bütün kibar kadinlar gibi, Küpe fiyatina, kürk fiyatina. Sekizincisi de o bokun soyu: Sen elin karisinda namus ara, Kendinde arandi mi, küplere bin. Üstelik kendinde de Yalanin düzenin bini bir para. Ayten'di dokuzuncunun adi, Barlarda göbek atar Is baisnda sunun bunun esiri, Ama bardan çikti mi, Kiminle isterse onunla yatar. Onuncusu akilli çikti Birakti gitti beni. Ama haksiz da degildi hani, Sevismek zenginlerin harciymis Issizlerin harciymis. Iki gönül bir olunca Samanlik seyranmis ama, Iki çiplak da - olsa olsa - Bir hamama yakisirmis. Isine bagli bir kadindi on birinci. Hos, olmasin da ne yapsin? Bir zalimin yaninda gündelikçi; Adi Luksandra Gece odama gelir, Sabaha kadar kalir. Konyak içer, sarhos olur, Sabahi da, isbasi yapardi safakla.... Gelelim sonuncuya. Ona baglandigim kadar Hiçbirine baglanmadim. Sade kadin degil, insan. Ne kibarlik budalasi, Ne malda, mülkte gözü var. Esit olsak, der, Hür olsak, der. Insanlari sevmesini de bilir, Yasamayi sevdigi kadar. -Orhan Veli Kanık
Nazım Hikmet - Ben Senden Önce Ölmek İsterim
2023/02/28
Bencillik mi yoksa fedakarlık mıdır önce ölmeyi istemek? Duygu dolu, aşk dolu işte o şiir:    Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. Iyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni gorebilesin Fedakarliğimi anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşiyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacagız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? İçimden bir şey : belki diyor. -Nazım Hikmet Ran
Ahmed Arif - Hasretinden Prangalar Eskittim
2022/11/26
Karşılıksız bekleyişin prangaları dahi eskietecek kadar yoğun bir özlemi Ahmed Arif şu satırlarla dile getiriyor: Seni, anlatabilmek seni.  İyi çocuklara, kahramanlara.  Seni anlatabilmek seni,  Namussuza, halden bilmeze,  Kahpe yalana.   Ard-arda kaç zemheri,  Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.  Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...  Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar,  Hasretinden prangalar eskittim.  Saçlarına kan gülleri takayım,  Bir o yana Bir bu yana...   Seni bağırabilsem seni,  Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza,  Bir kibrit çöpüne varana,  Okyanusun en ıssız dalgasına  Düşmüş bir kibrit çöpüne.   Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,  Yitirmiş öpücükleri,  Payı yok, apansız inen akşamdan,  Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,  Seni anlatabilsem seni...  Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır  Üşüyorum, kapama gözlerini...  -Ahmed Arif
Edip Cansever - Masa Da Masaymış Ha
2022/10/22
Hayatınızın belli döneminde hislere tercüman olan ve bazen şiirdeki masa gibi hissetmenize sebep olan işte o şiir: Masa da masaymış ha! Adam yaşama sevinci içinde  Masaya anahtarlarını koydu  Bakır kâseye çiçekleri koydu  Sütünü yumurtasını koydu  Pencereden gelen ışığı koydu  Bisiklet sesini çıkrık sesini  Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu  Adam masaya  Aklında olup bitenleri koydu  Ne yapmak istiyordu hayatta  İşte onu koydu  Kimi seviyordu kimi sevmiyordu  Adam masaya onları da koydu  Üç kere üç dokuz ederdi  Adam koydu masaya dokuzu  Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu  Bir bira içmek istiyordu kaç gündür  Masaya biranın dökülüşünü koydu  Uykusunu koydu uyanıklığını koydu  Tokluğunu açlığını koydu.  Masa da masaymış ha  Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu  Adam ha babam koyuyordu. -Edip Cansever 
Özdemir Asaf - Ben Değildim
2022/09/21
Bir yerlerde yabancılık bile çekmeden içinize işleyen bir Özdemir Asaf şiiri sizinle:  BEN DEĞİLDİM Bir aksam-üstü pencerenden bakıyordun  Ağır ağır, yollara inen karanlığa.  Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.  Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..  O geçen ben değildim.   Bir gece, yatağında uyuyordun..  Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,  Ve karanlıklar içindeydi odan...  Seni gören ben değildim.   Ben çok uzaktaydım o zaman,  Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebebsiz ağlamaya.  Artık beni düşünmeye başladığından  Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya..  Bunu bilen ben değildim.    Bir kitap okuyordun dalgın..  İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.  Genç bir adamı öldürdüler romanda.  Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..  O ölen ben değildim..  -Özdemir Asaf  
Melih Cevdet Anday - Çok Güzel Şey
2022/08/24
Gelecek güzel günlere inananlara ilaç gibi gelen işte bir Melih Cevdet şiiri...   Yaşamak güzel şey doğrusu  Üstelik hava da güzelse  Hele gücün kuvvetin yerindeyse  Elin ekmek tutmuşsa bir de  Hele tertemizse gönlün  Hele kar gibiyse alnın  Yani kendinden korkmuyorsan  Kimseden korkmuyorsan dünyada Dostuna güveniyorsan  İyi günler bekliyorsan hele  İyi günlere inanıyorsan  Üstelik hava da güzelse  Yaşamak güzel şey  Çok güzel şey doğrusu.  -Melih Cevdet Anday  
Can Yücel - Buluşmak Üzere
2022/08/15
Kavuşmanın beklenmedik bir halini anlatan işte bu şiir: BULUŞMAK ÜZERE Diyelim yağmura tutuldun bir gün  Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek  Öbür yanda güneş kendi keyfinde  Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar  Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın  Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni   Diyelim için çekti bir sabah vakti  Erkenceden denize gireyim dedin  Kulaç attıkça sen  Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan  Ege denizi bu efendi deniz  Seslenmiyor  Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar  Lapinalar gümüşler var ya  Eylim eylim salınan yosunlar  Onların arasında bulacaksın beni   Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya  Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı  Herkes orda sen de ordasın  Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından  Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim  Özgürlüğe mutluluğa doğru  Her işin başında sevgi diyor  Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili  Bi de başını çeviriyorsun ki  Yanında ben varım  -Can Yücel 
Birhan Keskin - İz Şiiri
2022/07/25
Şiirlerinin hemen hepsinde kendinizi bulduğunuz şair: Birhan Keskin.  Ve onun İz şiiri: Acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma, orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili benden savrulan parçalar kurusa da, izleri var hala yolun kenarında. İzini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun, ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin. Ne zamandı bilmiyorum. yaşadıklarından sana kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun. Şimdi, acının ormanından geçiyorsun her şey bir daha kanasa da ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben geç meleğim, senin de şarkıların olsun içindeki telleri titreten.   -Birhan Keskin  
Edip Cansever - Yerçekimli Karanfil
2022/07/06
Buram buram rakı kokan ve belki de İkinci Yeni'nin en iyi şiirlerinden olan bu şiirde Edip Cansever, aşkın doğasını muazzam bir şekilde özetlemekte.   Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde   Oysaki seninle güzel olmak var   Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi   Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda   Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.   Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte   Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel   O başkası yok mu bir yanındakine veriyor   Derken karanfil elden ele.   Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle   Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil   Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk   Birleşiyoruz sessizce.   -Edip Cansever

Podcast reviews

Read Şiir Sever podcast reviews


5 out of 5
1 reviews

Podcast sponsorship advertising

Start advertising on Şiir Sever relevant audience podcasts


What do you want to promote?