
Advertise on podcast: Psikolojik Meseleler
This podcast has
119 episodes
Language
TurkishPublisher
Özgür Fatih AtaçExplicit
No
Date created
2021/06/08
Latest episode
2026/10/02
Average duration
22 min.
Release period
18 days
Description
Gündelik yaşamda karşılaştığımız psikolojik meseleleri Gestalt bakış açısı ve Varoluşçu felsefe zeminine oturtarak konuşuyoruz.
Unlock Psikolojik Meseleler podcast Email contact info,
Listeners & Audience details
Email contact information
Direct podcast contact details

Listeners
Audience numbers & engagement insights

Audience details
Podcast Insights

Podcast episodes
Check latest episodes from Psikolojik Meseleler podcast
Aynısını ben de demiştim! | 115
2026/10/02
Günlük hayatta sıkça kullandığımız cümlelerin hemen hemen aynısı seans odasında söylendiğinde bambaşka bir yerde tınlayabiliyor. Peki aynı cümle nasıl bambaşka bir etki yaratıyor?
Bu işin sanatı nasıl işliyor?
Bu bölümde, seans odasının içine giriyoruz ve oldukça basit görünen ama arka planında koca bir külliyat barındıran yalın cümlelerin dinamiğini inceliyoruz.
Keyifli dinlemeler.
Sana anlatacaklarım var güzel çocuk | 114
2026/09/23
Eski bir çocukluk fotoğrafım geçti elime. Uzun süre baktım. O çocuğun neler yaşadığını düşündüm. Sonra yavaştan düşüncelerim, yaşamdaki bir enerjinin ikiye bölünmüş haline odaklandı: yıkıcı ve yaratıcı enerji.
Bu bölüm o iki enerjiden birini seçmek üzerine değil. Öfke, nefret, yıkım ya da yalnızca yaratım veya salt sevgi hakkında da değil.
O çocuğa benim anlatacaklarım var.
Keyifli dinlemeler.
Sinir sisteminiz hayatta kalma modunda mı? | 113
2026/08/26
Bu bölümde İğneada’dan, yolda olmaktan ve deneyimin içinde kalmaktan başlayıp sinir sistemimize uzanıyoruz.
Sinir sistemi hayatta kalma modunda sıkıştığında ne olur? Bu süreç ilişkilerimizi nasıl etkiler?
Yaşam döngüsünde sezgiden uzaklaşmamızın ve esas ihtiyacımızla bir türlü temas edemememizin bununla bir ilgisi olabilir mi?
Tüm bunlara dair pek mühim konuları konuşuyoruz çünkü yaşam yalnızca hayatta kalmak üzerine bir yer değil.
BİR VAKA SERİSİ B3: Kimse böyle söylemedi | 112
2026/08/08
Bu vaka serisi, üç bölümden oluşan kurgusal bir anlatıdır; gerçek kişi ve olaylarla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Seride, Begüm karakterinin terapi odasında yaşadığı içsel çatışmalara ve dönüşüm sürecine dair kesitler yer almaktadır. Amaç, terapi odasının içinden temsiller sunarak terapötik ilişkiyi ve duygusal süreçleri hikâyesel bir biçimde sahnelemektir.
Üçüncü bölümde Begüm, kendisiyle, geçmişiyle ve yaşamla kurduğu ilişkinin farklı derinliklerini keşfetmeye başlar. İçinde barındırdığı yoğun hüzün ve öfkeyle ilişkilenerek tamamlanmamış meselelerini kapsamaya doğru yol alır. Sevgiyle kırgınlığın aynı anda var olabileceğini deneyimler. Varoluşunun farklı katmanlarıyla daha yakından temasa geçer. Esas şifalandıranın, sürecin kendisi olduğunu deneyimler.
NOT: Begüm karakterine sesiyle hayat veren Miray Aşan’a gönülden teşekkür ederim.
BİR VAKA SERİSİ B2: "O" kim? | 111
2026/08/06
Bu vaka serisi, üç bölümden oluşan kurgusal bir anlatıdır; gerçek kişi ve olaylarla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Seride, Begüm karakterinin terapi odasında yaşadığı içsel çatışmalara ve dönüşüm sürecine dair kesitler yer almaktadır. Amaç, terapi odasının içinden temsiller sunarak terapötik ilişkiyi ve duygusal süreçleri hikâyesel bir biçimde sahnelemektir.
İkinci bölümde Begüm, dört aylık bir aranın ardından terapi odasına yeniden gelir. Özlediğini söyler; fakat bu özlemin kime, neye ve nasıl bir ilişkiye ait olduğunu tarif etmekte zorlanır. Yakınlık ihtiyacıyla kendini kaybetme korkusu arasında gidip gelir. Duygularını açtıkça öfkesi, utancı ve uzaklaşma isteği de görünür hâle gelir.
Begüm, bir yandan anlaşılmak ve tutulmak isterken diğer yandan ilişki derinleştikçe geri çekilir. Bu bölüm, onun “o” diye andığı kişiyle birlikte kendi içindeki eksik ve korunmasız taraflarıyla temasa doğru ilerleyişini anlatır.
NOT: Begüm karakterine sesiyle hayat veren Miray Aşan’a gönülden teşekkür ederim.
BİR VAKA SERİSİ B1: Bu ne ciddiyet? | 110
2026/08/04
Bu vaka serisi, üç bölümden oluşan kurgusal bir anlatıdır; gerçek kişi ve olaylarla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Seride, Begüm karakterinin terapi odasında yaşadığı içsel çatışmalara ve dönüşüm sürecine dair kesitler yer almaktadır. Amaç, terapi odasının içinden temsiller sunarak terapötik ilişkiyi ve duygusal süreçleri hikâyesel bir biçimde sahnelemektir.
Birinci bölümde Begüm'ün büyük ikililikleri ve içsel çatışmaları sahneye çıkar. Sevdiğini söylerken bir yandan da ilişkide kalıp kalamayacağını sorgular. Yakınlık arttıkça konu değiştirir, dili değişir, uzaklaşmak ister. Terapi odasında bu gelgitler yavaş yavaş görünür olmaya başlar.
Yakınlık, kaygı ve kaçma isteği arasında gidip gelen Begüm, henüz adını koyamadığı duygularla temas etmeye çalışırken kendisiyle yüzleşmeye pek de hazır değildir.
NOT: Begüm karakterine sesiyle hayat veren Miray Aşan’a gönülden teşekkür ederim.
Kendi hikayeni nasıl anlatacaksın? | 109
2026/07/24
İnsan yaşadığı hayatın içinde değil, anlattığı hikayenin içinde yaşar.
Bu bölümde Pelin ile Alper'in anlattıklarından da yola çıkarak aynı ayrılık hikâyesini iki farklı bakış açısından dinleyecek, tek bir olayın nasıl bambaşka iki hikâyeye dönüşebildiğini birlikte keşfedeceğiz.
Ardından şu sorunun peşine düşeceğiz: insan yaşadığı hayatın içinde değil, yaşadığı hayata verdiği anlamın içinde mi yaşar? Kendimize anlattığımız hikâyeler kim olduğumuzu nasıl etkiler? Geçmişimizi değiştiremesek de, hayatımızın bundan sonraki bölümünü nasıl anlamlandırabiliriz?
Peki siz kendi hikayenizi nasıl anlatacaksınız?
Not: Eğer Pelin ile Alper'in hikayesini atlayıp direkt bölüme geçmek isterseniz 16:02'ye kaydırabilirsiniz.
Ölüm, özgürlük ve yaşam meselesi | 108
2026/06/12
Diyalektik Gazel - Attila ilhan
büyük bir şaşaadır ölüm
ebruli nurlarla gelir
öyle bir yanardağdır ki öfkesi
mutantan destur’larla gelir
karşıtıyla yüklüdür herşey
mutlak çözümlerden vazgeç
tartışılmaz mükemmellikler
ne gizli kusurlarla gelir
sen sen ol korkma karanlıktan
dik ışık çekirdeklerini
çünkü en berrak sular bile
en yağlı çamurlarla gelir
nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir
Arzularımız bize mi ait? | İstemenin Sosyolojisi ve Psikolojisi | 107
2026/06/06
Bu bölümde, insanlar olarak arzularımızın kendi başına şekillenmediğini; bunun ötesinde içinde bulunduğumuz sosyolojik, kültürel ve hatta siyasi yapı ile birlikte şekillendiğini konuşuyoruz. Fakat biz sanki kendi arzu ve isteklerimize kendimiz karar veriyormuşuz gibi sanrılar içinde hayatımızı yaşayabiliyoruz. Neyi arzulayacağımız, neye ihtiyaç duyduğumuza inandığımız aslında bizi çok aşkın yerlerden geliyor olabilir.
Bu konuyu somut şekilde anlatmak için 1970'li yılların Japonyası'na ve sonradan manipülatif şekilde yaratılan kahve kültürü hikayesine gidiyoruz.
Elbette ki bağ kurmak için illa dışarıdaki kültürden, yaratılanlardan kopmak ya da ayrışmak gerekmiyor. Hatta bu yaratılmış değerlerle birlikte bazen daha kolay bağlar kurabiliriz. Fakat hiçbir şeye körü körüne bağlı olmadan ve “bu benim varlığım, karakterim” demeden ilişkilenmek mühim.
Mesela niye kahve sevdiğimizi mantık düzeyinde bir şeylerle açıklarken, olayın özünü hiç bilmiyor olabiliriz.
Acaba istediğimiz şeyleri gerçekten biz mi istiyoruz, yoksa bize çoktan öğretilmiş arzuların içinde mi yaşıyoruz?
Eroin, Fareler ve Sosyal Bağlar: Bağımlılık ve ötesi | 106
2026/05/03
Bağımlılık gerçekten bir şeye mi yönelir? Yoksa başka bir şeyin eksikliğine mi?
Bruce K. Alexander tam da bu konunun peşinden giderek, farelerin sosyal bağ kurabildikleri ortamda uyuşturucu maddeye yönelmediklerini ve bağımlılık geliştirmediklerini gösteren bir deney ortaya koyuyor. “Rat Park” olarak bilinen bu çalışma, bağımlılığa ve hatta tedaviye bakışımızı ciddi biçimde sorgulatıyor.
Johan Hari de bağımlılık ve kaybolan bağlar üzerine kapsamlı araştırmalar yürüterek konunun önemini açıkça gözlerimizin önüne seriyor. Kendisinin TED konuşmasına şuradan ulaşabilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=PY9DcIMGxMs&t=137s
(Everything you think you know about addiction is wrong | Johann Hari | TED)
İçinde bulunduğumuz dünyada bir şeylere bağımlı olmadan yaşamak neredeyse mümkün değil. Hele ki kendimizi olduğumuz gibi ortaya koyup kabul edebilmek büyük bir baş kaldırı. İşte bu bölümde biraz da sosyolojik bir yerden tam bunlara bakıyoruz.
Keyifli dinlemeler.
Not: Bu bölüm bir üçlemenin ilk kısmı. İkinci bölümde Japonya’ya gidiyoruz.
İçinde bulunduğumuz global düzende bir şeylere bağımlı olmamak neredeyse mümkün değil.
Yas ve olabilme meselesi | 105
2026/04/11
Ölüm bize yaşamı öğretmesin, ölüm bize ölümü öğretsin.
Bu bölümde yasla ne yapacağımızdan çok, o süreçle nasıl olabileceğimizi konuşuyoruz. Çoğu zaman hızla toparlanmak, anlamlandırmak ya da kaçmak isterken dirençler geliştiriyoruz. Halbuki belki de asıl mesele sadece olabilmek.
Keyifli dinlemeler.
İlişkiler ve Güvensiz Bağlanma Meselesi | 104
2026/03/13
Çocuklukta kurduğumuz bağlanma biçimlerinin yetişkinlikteki ilişkilerimizi etkilediğini artık hepimiz biliyoruz.
Peki bu güvenli bağlanma nasıl oluyor? Ya da güvensiz bağlandığımızı nerelerden anlayabiliriz Kaygılı bağlandığımızda romantik ilişkilerimizde nasıl panikleyip kendi ilişkimizi sabote ettiğimizi, kaçıngan bağlandığımızda ise yutulmaktan korkup nasıl geri çekildiğimizi konuşuyoruz.
Bu bölümde odağımız özellikle kaygılı bağlanma üzerinde. Devamındaki bölümlerde ise kaçıngan bağlanmayı da örnekler üzerinden ele alacağız.
Keyifli dinlemeler.
Sevişirken yapsa canıma minnet | 103
2026/03/04
Bu bölüme bir danışan hikayesiyle başlayıp, yaşamda karşımıza çıkan uyaranlara atfettiğimiz anlamlara ve verdiğimiz tepkilere odaklanıyoruz. Karşımıza çıkan her uyarana binlerce farklı anlam atfedebilecekken, çiğnemeden yuttuğumuz öğretilerin bizi tek bir anlamın içine nasıl sıkıştırdığını ve ilişkilerimizi nasıl parçalayabildiğini konuşuyoruz.
Çoğu zaman yaşadığımız şeyden çok, ona verdiğimiz anlamın içine hapsoluyoruz. Bazen özgürlük yeni bir şey öğrenmekten çok, içimize yerleşmiş eski anlamları fark etmekle başlar.
Keyifli dinlemeler.
İnsan kaç canlıdır? | 102
2026/02/04
Sahi kaç canlı bu insan evladı? Kaç yaşamı yaşıyor bir dünyevi hayatta? Ve daha kaç yaşama gebe? Kaç canı tanıyabilecek yüreğe ve cesarete sahip? Ve kaç ölüme daha yer var; her yaşamı keşfetmek için?
Bu belki bir yas paylaşımıdır, belki de bir doğum kutlaması. Ya da ikisinin ayrılamaz bütünlüğü.
Yolda kaybettiklerimizin ruhunun huzurlu olması ve her yeni yaşımıza iyi ki doğdun demek umuduyla: İyi ki doğdun! Ve her acınla yeniden doğmaya cesaret et güzel çocuk.
Kendinizle evlenir miydiniz? | 101
2026/01/28
"Kendinizle evlenir miydiniz?" sorusuna ne cevap veriyorsunuz?
Bu bölümde ilişkilerin içindeki çatışmaları ve kendimiz arayışını konuşuyoruz. Farklılıkların her zaman ayrılıklara değil, bütünleşip büyümeye nasıl zemin hazırlayacağını Gestalt bakış açısı ile ele alıyoruz.
Belki de eninde sonunda hepimiz kendimizle evleniyoruz; ya da kendimiz olduğunu hiç idrak edemediğimiz kayıp parçalarımızla.
Keyifli dinlemeler.
Podcast reviews
Read Psikolojik Meseleler podcast reviews
Podcast sponsorship advertising
Start advertising on Psikolojik Meseleler relevant audience podcasts
You may also like to advertise on these Podcasts

4.240683
To Be The Man
Podcast Heat | Cumulus Podcast Network

4.41511512000
The Ben Shapiro Show
The Daily Wire

4.2155648
TENNIS.com Podcast
TENNIS.com Podcast/Tennis Channel Podcast Network

4.510854773
The Joe Budden Podcast
The Joe Budden Network

4.611647506
The Bulwark Podcast
The Bulwark

4.711493390
Matt and Shane's Secret Podcast
Matt McCusker & Shane Gillis

4.82533180
Smosh Reads Reddit Stories
Smosh

4.975203750
Small Town Murder
James Pietragallo, Jimmie Whisman

4.71294595
Bulwark Takes
The Bulwark

4.8583398
Didn't I Just Feed You
Stacie Billis and Meghan Splawn